Reklam
Nurettin BİLGEN

Nurettin BİLGEN


'HAYAT BAYRAM OLSA'

10 Mayıs 2021 - 10:35 - Güncelleme: 10 Mayıs 2021 - 16:58

Çok değerli gönül dostlarım, selamların en güzeliyle sizi selamlıyorum!

İçinden geçmekte olduğumuz mevsimler, aylar, haftalar, günler, bazen peşi peşine çok güzellikleri bize güzel bir tevafukla yani kaderin cilvesi ve takdimi ile karşı karşıya getirir. 

İlkbahar mevsimi ile yeniden yeşeren tabiatımız hem çevremize hem de gönüllerimize yeniden canlılık ve fer getirir. Kırkikindi olup yağar yağmurlar rahmet olur tüm canlılara; nisanda ve mayısta ekinler boy verir, başağa durur, bereket olur ve ardından bütün bir Anadolu’da harman hasat için tatlı bir telaş başlar. Bir senelik hayaller ve planlar bu aylarda nişan olur, düğün dernek olur ve toylar peşi peşine gelir bu mevsimde. Bu güzel aylarda hayaller ve ümitler, ekin ve filiz misali gönüllerde de yeşerir.

Kökleri üç bin yıllık büyük bir medeniyete uzanan tarihimiz de bu aylarda büyük mutluluk ve zaferleri de barındırır. Bu aylarda kutlarız Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı, Hıdırellez’i, İşçi ve Emek Bayramı’nı, Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramı’mızı. Tabiat ile birlikte milletimiz de canlanır âdeta!

Geçen hafta, Anneler Günü’nü kutlamıştık. Bu hafta da dini günlerimiz ve bayramlarımızdan Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı ile birlikte 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı da peşi peşine geldiler. Bu da hepimizde umut ve sevinçlerimizi tazeledi, artırdı.

Ne yazık ki bu güzel günler ve haftalar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de pandemi (salgın) etkisi ile olağanüstü tedbirler uygulama zorunda olduğumuz zamanlarla çakıştı. Bu zor zamanlar iş ve üretim zorluklarını da beraber getirdi. Ancak Allah’ın yardımı ve tüm insanlığın gayreti ile bu sıkıntıları, bu kurak ve buruk geçen bahar mevsimini de atlatacağız inşallah.

Bu sene 56 İslam ülkesi ile birlikte ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde Ramazan ayı yine anılan sebeplerle eski ihtişam ve coşkusundan uzaktı. Ancak bu coşkuyu evlerimizde ve komşularımız ve ailemizle yaşatmaya gayret ettik. Yine oruçlarımızı tuttuk, komşularımıza iftara gidemesek ve onları davet edemesek de yine bir tas çorbamızı gönderdik, onlar da ramazan pidesi ve hurma ile mukabele ettiler. Bir kap yemekle birlikte dua ve güzel dileklerimizi paylaştı yine hem zenginimiz hem yoksulumuz.

Fitre ve zekâtlar gönderildi ihtiyacı olanlarımıza ve hayır kurumlarımıza. Belki bu bayram çocuklarımıza fazla bir şey alamasak da yine onlara sevgimizi vereceğiz mütevazı bayram harçlıklarıyla birlikte. Onları bu bayramda doya doya sarılıp öpemesek de sevgi ve şefkatimizle asıl bayramın gönüllerde yeşerip yaşandığını onlara ispat edeceğiz ilk defa. Onların gülümseyen çehrelerine ve ışık dolu keskin gözlerine biz de ışık ve fer olacağız şefkat ve tebessümle onları bakıp bayramlaşacağız.

Bütün gönüllerden doğup ağızlara dökülen şu bayram şarkısı söylenecek ve söylensin bütün köylerimizde ve şehirlerimizde. Bu şarkı söylensin ve söylenecek tüm dünyayı kapsayan devasa bir senfoniyle!

“Şu dünyadaki en olgun kişi, acıya gülendir
Şu dünyadaki en soylu kişi, insafa gelendir
Şu dünyadaki en zengin kişi, gönül fethedendir
Şu dünyadaki en üstün kişi, insanı sevendir

Bütün dünya buna inansa, bir inansa
Hayat bayram olsa
İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa
Uzansak sonsuza!”


Özlemle ve sitayişle “Nerede o eski bayramlar! Neredee!” sözü dillerde hep söylense de, bayramları yaşamak ve yaşatmanın asıl bizim gönüllerimizdeki coşku ve isteğe bağlı ve hepimizin görevi olduğunu daima bileceğiz. Bunun için hep birlikte yine birbirimizi arayıp soracağız. Belki ilk arayan biz olacağız ve olmalıyız; aranmayı beklemeyeceğiz. Zira İki Cihan Güneşi Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuşlardır: “Üç haslet vardır ki onlar kimde bulunursa Allah onun hesabını kolaylaştırır ve onu rahmetiyle cennetine sokar.” Meraklanan ashâbı, “Bunlar nedir yâ Resûlallah?” diye sorduklarında Peygamberimiz, “Sana vermeyene vermen, sana zulmedeni affetmen ve sana gelmeyene gitmendir.” der. “Bunları yaptığımda elde edeceğim şey nedir?” diye soran sahâbîye ise “Kolayca vereceğin bir hesap ve Allah’ın rahmetiyle cennete girmen.” diye cevap verir.” (Beyhaki, 196)

Kalmasın ailemizde dargın bir kişi ve kırgın bir gönül. Dünya, Sultan Süleyman’a mülk değil ve kalmamış. Biliriz ve biliyoruz ki “Baki kalan şu âlemde hoş bir seda imiş ancak!” “Sevelim, sevilelim/Dünya kimseye kalmaz.”, yaşamak için değil sevmek ve sevilmek için yaşayalım. Yaşlı ve çocuklarımızı ve tüm insanlığı bu sevgi ile kucaklayalım.

Bu duygularla şeker ve bal tadında güzel bir bayram diliyorum.
***

Akdeniz’in Nazar Boncuğu Yavru Vatan Kıbrıs IV
Girne’deyiz!

Ada’ya gelişimizin dördüncü ve son günü, Bedriye öğretmen, bizi bu sefer, Ada’nın ve Beşparmak Dağları’nın kuzeyinde yer alan ve KKTC’nin önemli bir şehri olan Girne’ye davet etti. Bizi, Girne sahilinde o hep tebessüm eden yüzü ile karşıladı. Girne, altı kaza/ilçeden birisidir. İlçenin idare merkezi Girne olup topraklarının tamamı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti toprakları içinde kalır. Kapladığı merkezi, iki üç saatte gezmek mümkündür. Girne’nin yerleşik nüfusu 62.000 kişi olup dışardan gelen öğrenci ve turistlerle bazen iki üç katına kadar ulaşmaktadır. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Türk Barış Harekâtı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Girne  çıkartması ile başlamıştır.

Girne’ye gelince önce Akdeniz’in mavi sularına bakan güzel bir tesise geçip oturduk. Bedriye öğretmenin ev sahipliğinde Girne sahilinde çok güzel sohbetler ettik. Kıbrıs’a özgü tatlıları yine nefis içecekler eşlik etti. Ardından hep birlikte önce Girne Çarşısı’nda biraz dolaşıp ardından muhteşem ve heybetli surları ile Sahilde duran Girne Kalesi’ni gezmeye karar verdik.

Kıbrıs yıl boyunca turizm için uygun iklime sahip olduğu için turizm sektörünün her zaman canlı olduğu burada da gözüküyordu. Yerli ve yabancı turistler cadde ve sokaklar kadar bu tesisleri de doldurmuşlardı. Diyebiliriz ki Kıbrıs’ın en büyük gelir kaynağı Türkiye’nin adadaki yatırımları ve turizmdir. Bunun yanında narenciye ve tahıl tarımı ile uluslararası üniversitelerin öncülüğündeki eğitim de diğer gelir kaynaklarıdır. Girne Kalesi, Girne Limanı, Atatürk Meydanı, Selimiye Camisi, Venedik Sütunu ve Girne Kapısı Girne’ye gelince sırasıyla gezebileceğimiz en önemli turistik ve tarihi mekânlardır. Biz de Girne Liman’ı ve Girne Kalesi’nden başlayarak turistik mekânları gezdik.

Dört günlük mütevazı Kıbrıs gezimizi burada noktalarken; bundan sonraki haftalarda Kafkaslara uzanıp önce komşumuz Gürcistan’a geçip   Batum’u oradan sonra da Tiflis’i gezeceğiz. Arkasında Azerbaycan ve İran gezilerimizden tatlı izlenimlerimi sizlerle kısa kısa paylaşacağım. Bunun daha güzel olduğunu düşünüyorum.

Sevgili ve çok kıymetli dostlarım bugün de geldik yazımızın sonuna; bayram tadında sağlıcakla kalınız…


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Muhammet Emin VATAN
    1 ay önce
    Kaleminize yüreğinize sağlık değerli hocam
  • NB
    4 hafta önce
    Kıymetli M Emin teşekkür ederim senin de sosyal kültürel çalışmalarını takdirle izliyorum başarılar diliyorum.
  • Hülya Ünal Kabakuş
    1 ay önce
    Ve aleyküm selam sayın hocam Kaleminize yüreğinize sağlık... Sizin de Ramazan Bayramı' nız mübarek olsun...
  • NB
    1 ay önce
    Allah razı olsun Hülya hoca hanım kardeşim!