Reklam
Hakan Çitmen

Hakan Çitmen

Ekonomi

Tek Bir İsteğim Var; "İNSAN GİBİ YAŞAMAK"

01 Ocak 2021 - 13:33


            ‘Okuyupta hayatını kurtarmak’ diye bir tabir artık yok hükmünde.
            Okuyanla okumayan arasında bir fark yok. Hatta okuyanın hâli daha da kötü. Okuyan diplomalının, geçirdiği yıllar, ona iş ve nitelik olarak geri dönmediği için, ona yıllarca oyaladığı için, gerçek hayatta yüzleştiği gerçekler onu tüketti. Hem hayallerini hem de umutlarını.
            Eğitimin, üniversite okuyup diploma sahibi olmak hiç bu kadar değersiz olmamıştı. 100’lerce kez değişen eğitim sistemi ile, deneme tahtası olan hayatlarımız, heba olup gidiyor. Diplomalı işsizler ordusu, büyümeye devam ediyor. Bir umut deyip, geleceğini kurtarma beklentisi ile devam eden eğitim hayatlarımız, sonunda koskocaman bir boşluk, bir hayal kırıklığı olarak sürüyor.
            Üniversiteli işsizler ordusu, 1,5 milyonu aştı. Açık öğretim olanları saymıyorum bile. Bu kadar yetişmiş, aklı ile zekası ile ülkeye değer katacak milyonlar atıl olarak, evde işsiz olarak iş başvurularından olumlu dönüş bekliyor. Ana-Babanın desteği ile tutunuyor hayata.
            Her 3 Mühendisten 1’i işsiz! Her öğretmen adayı boşta!
            İşsizlik dramatik boyutta. İş ve istihdam sağlayamamak ve işsizlikteki detaylar daha da dramatik. Lisans eğitimi almış, ortalamanın üzerinde bir zekaya sahip bu insanların, işgücüne katılamaması ne kadar büyük kayıp, tahmin bile edemezsiniz! Bir ülke de milyonlarca insan, hayallerini çöpe nasıl bu kadar kolay atabiliyor. Bu nesil kolay mı yetişti ki, bu kadar kolay heba ediliyor. Kayıp edilmek, ne kadar da basitmiş, değersizmiş.
            Onlarca açılan Mühendislik, Eğitim ve Fen-Edebiyat fakültesi bir şekilde, sizi mezun ediyor. Çark bir tur yapıyor, herkesi öyle ya da böyle çeviriyor. O diploma ele alınıyor. Sonuç, mezun milyonlar. Ben mezun olduktan sonra bana kapılar açılmayacaksa, hayatını devam ettirecek kadar para kazanamayacaksam, neden okudum ki!? Onca masrafa neden katlandım ki!?
            Okumamak mı daha kıymetli oldu bu ülkede. Toplum içine çıktığında diploması olanların nasılda hor görüldüğünü, daha bir şey olmadı mı? Ne zaman iş bulacak ne zaman evlenecek? Soruları nereye kadar devam edecek? İnsanlarda sanıyorlar ki; mezun olunca işin hazır herkes kapıda bekliyor, biz alalım diye. Devlette istihdam edilme imkânı bulamayanlar, özel sektörde de yok pahasına çalışmak zorunda.
           
            Asgari ücret artık herkesin maaşı oldu!
            Asgari ücret, ülkenin standart ücretidir. Diploman olsun veyahut olmasın, teklif edilen ücret asgari ücret. 18 yaşında liseyi bitirsem, o yaz işe başlasam bir tanıdığın yanında hem sigortam yatar hem maaş alırım değil mi? Ne iş olursa olsun, para kazandığım için bir özgüven, bir cesaret gelir. Çevre ediniyorsun, işi öğreniyorsun, gözün açılıyor, daha uyanık oluyorsun, piyasada bir yer ve isim ediniyorsun. Üstelik bunların hepsine çok basit bir eğitimle ulaşıyorsun. Okulda öğretmenlerinden takdir veya teşekkür almana gerek yok. Ortalama bir seviye de diplomayı al, çok zorlama kasma stres yapma tamamdır.
            Peki sınava hazırlanan, ortalamanın az üzerinde olsaydınız durum ne olurdu? Sınava hazırlık süreci, eğitim masrafları kaybedilen zaman, yorucu stresli günler eksik olmaz. Hadi kazandık üniversiteyi, gittik bölüme bölüm Türkçe ise, 4 yıl, yabancı dil ağırlıklı ise, 5 yıl okudunuz. 1 yılda KPSS süreci atanma ihtimali çok düşük zaten. Bir de üstüne askerlik kısa dönem. Kısa ama eğitim döneminin ortasına illaki denk geleceği için, o yılda sınava hazırlık dönemi sekteye uğrar. Giden 7 yıl, ömrünün en güzel yılları oldu.
            Ben neden okudum ki, üniversiteyi?
            Peki, Eğitimsiz 7 yılda ne yapılırdı?
            7 yıllık maaş ve sigortan olurdu. İş ve mesleki tecrüben olurdu. Piyasa da ismin, çalıştığın sektörde müşterilerin, oturmuş bir düzenin olurdu. Bir de açık öğretim üniversite okudun mu ohh ne ala! Üstüne bir de, evlenip bir de çocukların oldu mu! Senden iyisi yok. Karşına mezun birisi gelse, bu da hiçbir şey bilmiyor dersin. Bilmiyor ki, o noktaya gelene kadar geçen sürede verilen emeği, harcanan parayı, kaybedilen zamanı, üstüne bekleyen kredi borçlarını…
            İnsanca yaşamak benimde hakkım değil mi? Evime ekmek götürmek benimde hakkım değil mi? Gelecek planları yapıp, güzel bir aile kurmak, benim de hakkım değil mi?
            Ülkesindeki gençliğinin, gelecek olan nesillerin hayat standartlarını sağlamak devletin görevi değil mi? Nitelikli istihdamı artırmak devletin öncelikleri arasında değil mi? Mezun olsunda deyip, var mı öyle kaderine terk etmek kocaman bir nesli… Nitelik ve vasıf gerektirmeyen işlerde çalışmaya mecbur bırakmak reva mıdır?
            Yurtdışında garsonluk, getir-götür, kuryelik basit sıradan işler bile üniversite mezunu olanların hayali oldu! Farkında mısınız? Küstürdüğünüz insanların pişmanlıklarını, sizde evlatlarınızın mutsuzluğunda görmeyecek misiniz?
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum