• Reklam
Reklam
Hakan Çitmen

Hakan Çitmen

Ekonomi
[email protected]

Makul Şüphe! Yönetil(e)miyoruz, Savruluyoruz…

23 Ocak 2021 - 16:26


           
Büyüyoruz sanırken, savruluyoruz zamanda… Yaklaşıyor yaklaşmakta olan…

            2021 yılına bir beklenti ve umut içinde girmeyi beklerken, bir de baktık ki; daha fazla işsizlik, daha fazla zam beraberinde geldi. Kapanan işyeri sayıları her geçen gün artıyor. Dükkan kirası ve giderler artık elde edilen gelirlerle dönmez noktaya gidiyor. Bunun sonu, “kaçınılmaz son” olur. Esnaf, batmamak için direniyor. Çalışanlar işimi kaybetmeyeyim diye…
            Bu hayatta kalma mücadelesi, iflaslar ve kapısına kilit vurulan dükkanlar olarak dönecek. Çarklar dönmüyor. İşler eskisi gibi değil. Herkes farkında herkes biliyor. Artık dünyanın her yerinde yaşananlar, yapılanlar, bir haber ile anında duyulabiliyor. Bu çağda, “cahil kalmak artık tercih meselesi…” Zamanda yolculuk yapıp geçmişi bile ekranlardan izleyebilirsiniz. Okuyabilirsiniz. Arşivler kayıtlı olarak duruyor.
            İşler iyi gitmiyor!!!
            Aksini iddia edenin aklından şüphe ederim artık. Ateş herkese dokundu, hissedilir ölçüde topluma sirayet etti. Gündem, geçim oldu. Zorluklar ve sıkıntılar herkesin kapısında. Kendini avutan gerçekleri görmek istemeyen, görmezden gelenler kandırılmaya razıdır.     
            "Kandırılmanın iki yolu vardır: Biri doğru olmayan şeylere inanmak, diğeri doğru olana inanmayı reddetmektir."
            Büyüyoruz, uçuyoruz, kaçıyoruz, kimse bizden daha iyi değil denildiğinde sorgulamıyor, inanıyorsanız, sorun sizde galiba. Kandırılmaya çoktan hazırsınız demektir. Bunların yalan olduğunu yanlış bilgilerle, aklınızın çelindiğini göremeyecek kadar acizsiniz demektir.
            Milyarlarca Dolar heba edildi!
            Faiz ve Hazine garantili projelere aktarılan paralar, halkı fakirleştirdikçe fakirleştirdi. Halka zam olarak dönen gerçekler oldu. Yanlış yapılan işlerin, sponsoru ve finansörü vatandaşın bizzat kendisi oldu. 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı, son durumda asgari ücretin bile üzerine çıkarak 3.267 TL oldu.
            Dövizi düşürme gerekçesi ile, 130 milyar dolar kayboldu, gitti. Halk bunu görmezden gelirse olur mu? Kendisi vergisini yönetenleri denetlemezse, olur mu? Körü körüne inanmanın alemi nedir?
            Enflasyon gerçek değeri, halkın hissettiği kadardır!
            Dikkat ediyor musunuz? Her gün aklımız karıştırılıyor. Gerçek gündem saptırılıp uyuşturuluyor beynimiz ve düşünemiyoruz! Neden mi? Çünkü, enflasyonu konuşmamak, dış borç yükünün altında ezildiğimizi saklamak için…Halbuki gerçek gündem mutfaktaki yangındır, işsizliktir...
            Farkettiniz mi?
            5 litrelik ay çiçek yağlarına ve zeytinyağlarına alarm takılmış. Demek ki; çalınma tehlikesi var. Şu düştüğümüz hale bakar mısınız? Süt fiyatları, arttıkça arttı. Hemen devamında kahvaltılık her şeye zamlar yansıtıldı. Bunun sonu nereye varacak hiç düşünmüyor musunuz?

            Neden acaba?

            Vergi rekortmenleri açıklandı. En çok gelir vergisi ödeyen, 100 mükellefin 67'si adının açıklanmasını istemedi. Üstelik vergi şampiyonu da bunlara dahil. Neden kendilerini saklıyor bu insanlar. Vergilendirilmiş kazanç kutsal değil mi? İtibarın göstergesi bu liste de olmak değil mi? Şimdi ne oldu da rekortmenler ismini gizlemeye başladı?

            Aşı da bir garip işler var?

            1 günde 150.000 ortalama aşı yapılması büyük başarı olur? Yeterli olur mu? Rakamlar zor diyor. Hesaplayalım kabaca? Ülke nüfusunu düşünerek hareket edeceğiz tabi ki; 82milyon kişi/150.000=547gün sürer. Yaklaşık 1 buçuk yıl. Bu hesabın içinde ikinci doz aşı yok. Bu süreç böyle devam etmesi mümkün değil. Çünkü sağlıkçıların tam kapasite ile çalışması ve aşı tedarikinin aksamaması lazım elbette.

            Düşündüren Çin Aşısı?
           
            Çin neden kendi bulduğu aşıyı, kendi halkına uygulamaya başlamadı? Siz hiç düşünmediniz mi? Neden diye sormadınız mı? Bir esnaf düşünün ki; kendi yaptığını yemesin, çocuklarına yedirmesin ama satsın! Siz şüphe etmez misiniz? Ben ederim bunu da ediyorum! Ve bir makul şüphe olabileceğini düşünüyorum. Tespit edildiğine göre, başarı oranı da, % 50’li seviyelerde. Daha ne olsun!

            Kur'an'da, "düşünmez misiniz ?" sorusu "inanmaz mısınız ?" sorusundan daha çok geçer. Düşünmeye, akletmeye, doğrusunu araştırmaya, gerçekleri bilmeye hiç mi ihtiyaç duymuyorsunuz?
            Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? ayetini hiç mi işitmediniz? Anlatanları uyaranları neden dinlemediniz? Yarın mahşer gününde bunun vebali kimin üzerine olur? Hesap verirken herkes kendi hesabını verecek, dönüşü olmayan yere gidildiğinde, “Bilmiyordum” diye bir bahanesi olmayacak insanoğlunun.
            Peki “bizi ele güne muhtaç eden” kim?
            Sebep olandır! Çünkü “sebep olan yapan gibi”dir.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum