Reklam
Hakan Çitmen

Hakan Çitmen

Ekonomi

Kısa yoldan nasıl zengin olunur?

04 Nisan 2021 - 10:03

       İndire-Gandi işler!!!
            Her şey milletin gözü önünde oluyor, herkes görüyor, herkes biliyor…
            Farkında olmamak ne mümkün değil mi? Az zamanda bu kadar ilerlemek, yükselmek, maddi kazanç sağlamak çok güzel… Dünyası kurtulmuş gözüyle bakılabilir ama gerçek öyle değil. Haram para, yetimin parası kursaktan aşağı öyle kolay inmez… İndirmez Allah… Çünkü orada kul hakkı var…
            “Kısa yoldan elde edilen kazancın, helalliğinden şüphe edilir!”
            Hiç bir ticaretin içinde bu derece kısa zamanda, insanın hayatını değiştirecek servet elde edilemez. Hele hele yaptığınız iş zaten piyasa da yapılmakta olan bir işse. Zaten yenisiniz, iş tecrübeniz az, çevreniz daha yeni ve sermayeniz de sınırlı… kâr ve kazanç oranı ne kadar ki, rekabet ortamı içinde olağanüstü bir gelir elde edilmiş. Kralların sahip olacağı bir hayata sahip olunmuş.
            Bu ülkede Kürşat’lar bitmez!!!
            Bir Kürşat gider, bin Kürşat gelir… Mehmetler, Cengizler… hiç azalmaz… Aklı başında olan herkes bir düşünür. Ben neden kazanamadım? Benim neyim eksikti de bu kazancı elde edemedim diye! Madem ticarette bu kadar güzel kazanç vardı biz neden niye okumak için kendimizi heba ediyoruz ki? Eğitim için paramızı, zamanımızı neden saçıp savuruyoruz ki?
            Benim zamanım da, cebimdeki var olan bir miktar para da, benim sermayemdir. Yatırım yapsaydım bir işe de! Bu kadar kazancı okumadan, diploma sahibi olmadan yapabilseydim. Hem yanımda üniversite diplomalı insanda istihdam edebilirdim.
            Kesinlikle! Bu işte, bir iş var…
            Ben inanmadığım gibi, vatandaşta inanmadı. Nasıl mümkün olabiliyor? Allah aşkına! Bu binilen araçları, bu lüks yaşantıyı… Sıfırdan, en dipten, ömrünü, yıllarını ticarete vermiş insanlar! Kendi çocuklarına vermiyor. Daha 30 yaşına gelmemiş birisinin altında, bu lüks hayatın ve şatafatın olmasını garipsenir. Hangi işte bu kadar kazanç elde ediliyorsa, nasıl işleri rast gittiyse bize de anlatsın da biz de kendimizi, ailemizi, dünyamızı kurtaralım. Biz inanmadık, inananlar varsa ben onlar gibi değilim, olamam da…
           

            Kötülüğe meftûn(tutulmuş) olmuş birinden mahcubiyet bekleyemeyiz.”
            Bir de işin pişkinliğine bakın, inanırlığını siz düşünün artık. Uyuşturucu madde değilmiş, “Pudra şekeri”ymiş. Haa haa haa. Gülelim mi ağlayalım mı? Aklımızla alay etmeyin… Herkesi kendiniz gibi zannetmeyin!..
            Fakir bir ailenin çocuğusun, düşük gelirli bir Anadolu insanısın. Bu kadar kolay kazanç elde etmiş olman hem de eğitimin düşükken mümkün değil… imkânı yok…
            Şöyle bir şey öğrendim. “Yoksul büyüyenlerin, servete; ezik büyüyenlerin güce; çeşitli hazlardan mahrum olarak büyüyenlerin, onları tatmaya; yasaklarla büyüyenlerin özgürlüğe ihtiyaçları vardır. Çevrelerinin inanç ve ahlak anlayışı buna el vermiyorsa, bunları ya gizli ya da kural dışı yollara yaparlar.Herkes neyin eksikliğini zamanında yaşamışsa, ileri ki hayatında da, onu elde etmek için, her yola başvurabiliyormuş demek ki.
            Haksız kazanç için; ahlakta, inanç değerlerinin hepsi de bir kenara itilmiş… İşte bu çürümüşlüktür, gözü dönmüşlüktür. Bu kazanç alın teri ile elde edilmiş olsaydı; soruyorum size bu kadar kolay harcanabilir miydi? Tabi ki de “hayır” Helalliğinden şüphe ettiren bir şey de bu zaten. Toplumdaki çürümüşlüğün önlenmesi için ahlaki olarak düzelmemiz gerekir. Eğer ki, bir topluluk haram ve şüpheli kazancı kıymetli görüp, yapanı da el üstünde tutarsa; o toplum helakini kendi istemiştir.
            Yüce Yaradan bir ayetinde mealen şöyle buyurdu:
            Biz bir ülkeyi (ve düzeni) helak etmek (ve çökertmek) istediğimiz zaman, oranın “mütref”lerine (yani; haksız ve hesapsız nimet ve servetle şaşıran ve devlet imkânlarıyla şımaran, ülkenin ileri gelen kimselerine) emrederiz (onlara fırsat veririz) ki, orada her türlü fısk-u fesadı (haksızlık ve hayâsızlığı) yapsınlar... Böylece orası için (azap ve helak) sözümüz hak olur. Biz de o (diyarı ve düzeni) darmadağın edip (yerin dibine batırırız). İsrâ Suresi 16. Ayet
            Hiç kimse dinlemese de! Her şeyi duymazdan gelse de! Gerçekleri konuşmaya devam edeceğiz. Gerçekleri konuşmazsak, bir süre sonra gerçeğin ne olduğu unutulur. Haramın, helalden üstün tutulduğu bir yerde kimsenin geleceği, yiyeceği bir lokmanın garantisi yoktur. Açlık ve fakirlik, bir gün sizinde kapınızı çalarsa, o zaman Hakk’a bile isyan noktasına gelirsiniz!!!

                    

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum