• Reklam
Reklam
Hakan Çitmen

Hakan Çitmen

Ekonomi

İn kâr edilen gerçek! Ekonomi uçurumun kenarında…

06 Şubat 2021 - 20:15

            “Türkiye nereye gidiyor değil! Nereye götürülüyor?” Diyeceksiniz!!!
            Sorulması gereken soru bu olmalı. Sonuçta hiç bir şey kendi kendine olmuyor. Yaşanan olumsuzlukları bir ben görmüyorum herhâlde, herkes farkında. Hayat pahalandı. Hiçbir şey ucuz değil. Fiyatlardaki artış, enflasyonu da geçti. Dolarda düşüyor. Fiyatların artması için bahaneler azalmışken… Biz öyle zannediyoruz tabi ki.
            Gıda ürünlerindeki fiyat artışı, ülkenin ve vatandaşın en büyük sorunu!
            Gıda, dünyanın üzerinde durduğu en önemli mesele. Çünkü kıtlık, dünya’nın sorunu olacak. Üretimlerini artırmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyorlar. İhracatı kısıp, çiftçisine ciddi destek veriyor. Bizde çiftçinin bankalara borcu bitmiyor. Faiz yükü altında eziliyor. Ekerken zararına ekiyor. Zararına da satış yapıyor. Hatta satamıyor, ürünleri ellerinde kalıyor. Haliyle çiftçi toprağını satıp, işini bırakıyor. Yazık değil mi? Tarım, bu ülkenin milli ekonomisidir. Gıdasını yönetemeyen devletler, bağımsızlığını tehlikeye atar. Tarım ürününde dışa bağımlılık, doğru mu? İthâlatı, sonsuza kadar yapmanız mümkün mü? Kendi çiftçine kazandırmazken, başka ülkelerin çiftçisini zengin etmenin ne anlamı var? Yarın bir gün ya da yakın gelecekte şu an da aldığımız fiyatın kat be kat fazlasını ödemek zorunda kalırsak, ne olacak? Gümrük vergisini sıfırladığınızda ithâlatın önünü açtığınızda, aşırı bağımlılık ve ithâlatçı ülke olmanız sizin için tehdit olmayacak mı? O zaman bu ülke de, enflasyonu nasıl frenleyeceksiniz? Hayat pahalılığının önüne geçemezsiniz?
            Sinsi soygun= Enflasyon!!!
            Maaşlar belirlendikten sonra, artışı görünce herkes sevinir. Çünkü maaşlar artıyor. Ama maaşın artışına paralel olarak aynı ay içinde, etiketler değişiyor. Aynı oranda hatta daha fazla fiyat artışları geliyor. Acil ihtiyaç değilse, pek hissedilmiyor ama gerçekten enflasyonla cebimizden daha fazla para çıkıyor. Enflasyon, bu durumda verilen zamlı maaşı kısmak için “dolaylı bir vergi” oldu.
            Her ay, enflasyon oranları açıklanıyor. Halkın bilinçlenmesi, (daha doğrusu akıllanması için) açıklanan enflasyon rakamları ile alınan maaşlar o oranda azaltılsa, alacağınız asgari ücret bu ay 100 TL, diğer ay 150 TL her ay farklı oranlarda azaltılsa, ve maaşların eksik yatırıldığını halk cebine girenle çıkanı görerek öğrense varya, o zaman insanlar sorgular. Değişimi hisseder, sesini çıkartır. Niye böyle diye? Enflasyon, nasıl sinsi soygunmuş şimdi anladınız mı?
            Zamlar yağmur gibi gelirken çözüm diye, yalandan göz boyayan, işler nereye kadar gidebilir ki? Devlet, asli işini yapmalı, marketçilik değil. Ekonomiyi yönetenler, toplumun zayıf halkası, Emeklinin, asgari ücretlinin ve işsizin, yüzüne nasıl bakacaksınız? Hiç düşündünüz mü?          
            Esnafta bıçak kemiğe dayandı!
            Esnaf, ileri de derece de fena oldu. Entube değil, artık yoğun bakımda. Eğer bir noktaya kadar daha görmezseniz, görmezden gelirseniz eğer 2 milyon esnaf, indirdikleri kepenkleri kolay kolay kaldıramaz. Destekler Dünya ortalamasının altında kaldı. İş yapılmadığı halde, mükellef tutulduğu vergilerle beli iyice bükülüyor. Üstelik artan giderler de cabası.
            Dolar, düşse bir dert! çıksa başka bir dert!
            Doların$, 2021 yılında konuşulacağını daha önceden söylemiştik. Halkın algısı, Doların alıp başını gideceği yönündeydi. 8 tl geçilince artık önünün alınamaz olduğu düşünülüyordu. 10 TL’ler 12 TL’ler 15 TL’ler konuşuluyordu. Daha ne kadar çıkar diye, herkes birbirine sormadan edemiyordu. Şimdi ise, daha ne kadar düşer? diye soruyorlar!
            Doların yükselişi krizi bize anlatıyor da, düşüşü iyiyi anlatmıyor mu? Hayır durum gerçekte öyle değil. Türk Lirasının, bir noktada bu kadar değer değerin düşmesi ardından değerinin artması dengeleri değiştirdi. Dolar yükseldi, her şeye zamlar geldi. Zamların bahanesi dövizdeki artış evet tamam doğru. Döviz düştü, düşüyor da gelen zamlar geri alındı mı? Fiyatlar düştü mü? Hayır çünkü piyasa, gerçekte olanı fiyatladı.
            Bir örnek verelim; dövizin, üretimi nasıl etkilediğine dair. Bir tekstilci, Üreteceği kazağı, Doların 8 TL olduğu zaman 4$ a yani o gün ki değeri ile 32 TL’ye üretiyordu. Yurtdışına ihracatını da, biraz karını koyupta satacak haliyle. Satışı 5$ yani 40 TL oldu. kârı 8 TL olacak. Şimdi dolar düştü 7 TL’ye. Maliyet, gelen zamlarla birlikte yükseldi. 35 TL’ye dolar karşılığı 5 $ oldu. Ben önceden 5$’a satıyordum, kâr ediyordum. Şimdi 5$ maliyetim çıktı. 6$’a satıp kardan da kısıp satmalıyım ki, ticaret dönsün. O maliyet artışı, daha ucuz maliyetli bölgelere kaydığı için, müşteri kaybına sebep olmasıyla sonuçlandı. Kâr etmek bir yana, zarar yazıldı. Üretim yavaşladı. Verimlilikte düştü.
           

           
            2021 yılı, ekonomi de çok şey götürecek!
            Düşen döviz ve artan faizle birlikte zaten olmayan yatırım, olumsuz olarak halka dönecek. İş ve istihdam kaybına sebep olacak. Kendini çeviremeyen bütün işyerlerinde artık son noktaya gelip, son nefesini verirken aldığı derin nefesi alacak. Sonrasında acı acı kepenklerini indirecek.
            Artan işsizlik, batan şirket ve firma haberleri, her yerden patlayan kredi kartı borçları, toplumsal sorunlar birbiri ardına gelecek.
            Halkın son çaresi; Sınırlarını zorlamak oldu. Daha fazlası, sınırları aşar. İnkâr edilen her gerçeğin ortaya çıktığı gibi, çaresizlik öfkeyi de beraberinde getirir.
            Türkiye, bir yol ayrımında! ama bu yol, bildiğimiz yol değil.



 
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum