Reklam
Reklam
Reklam

"Medyanın ninnileri ile büyüyoruz"

21 Kasım Dünya Televizyon Günü ile ilgili açıklamalarda bulunan Erciyes Üniversitesi (ERÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Bilici, “Çocuklar artık ana kucağına değil, televizyonlu evlere doğuyorlar. Bebeklik çağımız da medyanın ninnilerini dinleyerek geçiyor” dedi.

"Medyanın ninnileri ile büyüyoruz"
21 Kasım 2017 - 10:51
Reklam

Birleşmiş Milletler tarafından 1996 yılında ilan edilen Dünya Televizyon Günü’ne dair açıklamalarda bulunan Yrd. Doç. Dr. İbrahim Bilici, görece ucuz olan televizyonun her evde bulunması nedeniyle halen daha çocukları en fazla etkileyen medya aracı olduğunu söyledi.

“Eskiden anadili vardı, şimdi televizyonun dili var”
7 gün 24 saat işleyen medya ordusu karşısında çocukların etkilenmemesinin mümkün olmadığını dile getiren Bilici, “Eskiden televizyon yokken çocuk ailede yetişirdi. Şimdi çocuk televizyonlu bir eve doğduğu için, televizyonda ne görüyor, ne söyleniyor, ne yapılıyor ise onu yapıyor. Yani eskiden anadili vardı, şimdi televizyonun dili var. Bebeklik çağımız medyanın ninnilerini dinleyerek geçiyor, çocukluk çağımızda da yine medya araçları var. Televizyon dışında evde bilgisayar var, laptop var, akıllı telefon var Yani ekranların sayısı, mahiyeti, içeriği, çeşitlerinin çok fazla arttığı ve bu kadar çok medya içeriğinin çocukların üzerine boca edildiği bir durumda çocukların bundan etkilenmemesinin söz konusu olamayacağı açık bir gerçektir” diye konuştu.

“Bilgilendirme ve eğitim işlevi bile kasıtlı kullanılıyor”
Yrd. Doç. Dr. İbrahim Bilici, televizyonun olumsuz ve olumlu etkilerini şöyle sıraladı:
“Başlıca olumsuz etkileri; olumsuz davranışların rol model olarak gösterilmesi ve çocukların bunları kalıp olarak alması; yanlış beslenme alışkanlıkları, yani beslenmenin ayak üstü apar topar yapılacak bir ihtiyaç giderme şeklinde algılanması; düşünce dünyasında gerçeklik algısında çok ciddi kaymalar yaşanması, yani gerçek dünya ile sanal dünya arasında arafta kalmanın söz konusu olması; televizyon ve benzeri standart sunulan içeriğin hayal dünyasında meydana getirdiği kısırlaşma şeklinde sıralanabilir. Aslına baktığımızda televizyonun olumlu etkisinin bilgilendirme ve eğitim olduğunu ifade edebiliriz. Ancak, kapitalist sistem bu iki işlevi kendi lehine kullanmasını bilmiş; televizyon bilgilendirir ve eğitirken, kapitalin sahibi olan sermayenin hedefleri, amaçları, çıkarları ve yaygınlaştırmaya çalıştığı ideoloji neyse o çerçevede hareket eder konuma gelmiştir.”

“Televizyon çocuk bakıcısı değildir”
Medya ve yaygınlığından dolayı özellikle televizyon karşısında çocukları korumanın ilk olarak ebeveynlerin görevi olduğunun altını çizen Bilici, içeriği bilinçli seçemeyecek yaştaki çocuklarla birlikte yapılacak izlemenin önemli bir bariyer olduğunu belirtti. Yrd. Doç. Dr. Bilici, “Co-viewing adı verilen birlikte seyretmede, ebeveynin yer yer müdahalesiyle çocuğun hipnotize bir şekilde televizyonda anlatılanlara kendini kaptırması ve o büyülü ya da efsunlu havayı bozması söz konusu olur. Yani çocuğu televizyona teslim etmek, televizyonla baş başa bırakmak hatta televizyonu çocuk bakıcısı olarak kullanmak doğru değildir. Çünkü kontrolsüz olan her şey risktir” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum