Zor olacaktı, biliyorduk, söylüyorduk, zor da oldu.
Önceki gün izlediğim ABD Paraguay maçının ardından kesinlikle kolay takım olmadığı kanaatimi net olarak test ettim.
ABD kesinlikle ragbi ve beyzbolcu yankilerden çok öte futbol oynuyor. Analiz yazımda belirttiğim gibi futbolunda sürekli yükselen trenddeler.
Paraguay gibi bir takımı sahadan sildi süpürdü. Gol yemeyen rakibine 4 gol atarak modern futbolun bütün inceliklerini sergiledi. Sanki 2026 model Almanya veya İspanya gibiler.
ABD’yi niye anlattım? Türkiye’nin guruptaki son ABD maçı öncesi sıkıntı yaşamaması için Avusturalya ve Paraguay maçlarında bileti alması gerektiğini daha keskin anlatmak için...
Taş gibi kaya gibi fiziksel üstün takım karşısında erimeyelim, ezilmeyelim istedim. Ama maalesef korktuğum başıma geldi. Bu motor gücü yüksek tırı, cüsseli adamları teknik kapasiteli yıldızlarımızla geçecek oyun kurgusuna sahip değildik.
Montella yönetimindeki A Milli Takımımız, Bizim Çocuklar’ımız eline kağıt kalem verip ilk 11 yaz dendiğinde yüzde 99’un yazacağı ilk 11 ile maça başladı.
Kenan Yıldız’ı gözlerim aradı göremedim.
Şaşırdım… Dikkatlice aradım, yine bulamadım.
Takım da ilk yarıda yokluğunu çok hisseti. Çünkü Kenan olmadan yıldızlarımız eksik duruyordu.
Barış Alper Yılmaz, İsmail Yüksek, Orkun Kökçü, Zeki Çelik, Ferdi Kadıoğlu gibi fizik kapasitesi güçlü oyuncularımız Avusturalya gibi fizik kapasitesi çok üst düzey takıma karşı zorunlu tercihlerdi. Ama fizik güçlerini sert rakiplerine karşı yeterince kullanamadılar.
İki takımın oyun anlayışında Avusturalya takım halinde savunma, yaparak iki hızlı adamı kaçırmak; Türkiye ise teknik kapasitesiyle rakibini kolayca aşmak!
Fakat saha Montella’nın kenarındaki hesap çimlere uymuyordu.
Avusturalya; Bizim Çocuklar hücum yaparken 5 artı 4’lük 9 kişiyle defans yapıyordu. Ön tarafta sadece Muhammed Toure ve İlankunda gibi iki çok hızlı adamı kaçırarak defansımızın hız zafiyetini değerlendirmek istiyordu.
Nitekim sonuçlandıramadığımız atak sonrası iki pasla rüzgar gibi 20’lik İrankunda ile ilk topta golü buldu.
Vancouver’da buz kestik, şok olduk.
Arda Güler’i iki kişiyle kapatıp bizim hızlı adamımız Kerem Aktürkoğlu’nu da 5 kişilik çakılı defansın arasında eritince bizi strese soktular.
Öyle ki bizim fizik açıdan en güçlü bedenimiz Barış Alper Yılmaz bile bu kaya gibi adamlara bir türlü diş geçiremedi.
Hal böyle olunca Barcelona gibi top çevirmemiz zaman kaybettirince Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Orkun Kökçü ve Abdülkerim Bardakçı ile uzaktan gol aradık.
Abdülkerim Bardakçı’nın muhteşem şutu direkten dönünce teknik kapasitemizle, yüksek fizik gücünün inadı karşısında çaresiz kaldık.
Arda ve Hakan’dan akıl dolu dokunuş gelmeyince Kerem’i kaçıramayıp, Barış Alper’i de uçuramayınca karşımızda sağa sola topu vuran Avusturalya karşısında soyunma odasına eli boş gittik.
Montella Kenan Yıldız’ı Barış Alper Yılmaz ile değiştirerek beni yine şaşırttı.
Tamam değiştir ama Kenan Yıldız sol tarafta Barış’ı sağ tarafa ya da santrafora kaydırsana. Her yerde oynayabilen bir güçlü adam…
Kerem’i kule gibi rakip defansın arasında kaybettirmek yerine Deniz Gül’le devam etmek doğru olmaz mıydı?
Ama Montella en güçlü adamı kenara aldı. Hayret!
İkinci yarıya baskıyla başladık.
Kenan Yıldız ilk yarıda Barış Alper’le etkisiz kalan koridoru çok etkili kullandı.
Kerem’in çılgınca koşularına Arda ve Hakan’la anlam katmak gerekiyordu. Ama kapanan defansı açacak çare üretemedi.
Montella hiç kullanmadığı sağ kanada hareket getirmeyi çok sonra hatırladı.
Orkun ile Yunus’u değiştirdi.
Bizim Çocuklar’ın baskı arasında kaçırdığı Avusturalya ceza sahası dışından vuruşla ikinci golü atınca işimizi iyice zora soktu.
Montella, yerinde çakılı ve sıkı kapanan Avusturalya defansının arasındaki en kısa Kerem ile 2026’nın en uzunu Shutar’ı yan yana oynatmakta ısrar etti.
Halbuki uzun boylumuz Deniz Gül daha etkili olmaz mıydı?
Montella bunu 85. Dakikada hatırladı.
Salih Özcan’ı alarak üçüncü golü yememeyi mi hedefledi. Halbuki Can Uzun’u alıp ortaya saha ve forvete takviye yapsak daha iyi olmaz mıydı?
Avusturalya topu önümüze bıraktı, siz oynayın deyip seyretti biz de attıkları golleri seyrettik.
30 şut atmak, yüzde 80 topla oynamak anlam ifade etmiyor.
Kesinlikle kazanmamız gereken, rahatlıkla kazanabileceğimiz Avusturalya maçını kazanmalıydık.
Domine ettiğimiz bu maçı kazanamadık.
İstatistiklerin en anlamlısı ne biliyor musunuz?
Tabelada yazan, sizi önde gösteren sonuçtur.
Paraguay ve ABD maçları daha zor olacak!
Bu gruptan çıkmalıyız…
Yıldızlarımızdan hiç şüphem yok ama…
Haydi hayırlısı…
Yorumlar
Kalan Karakter: