Kur’ân-ı Kerîm’de “Türkiye”, “Anadolu” gibi isimler doğrudan geçmez. Ancak bazı ayetler ve tarihî yorumlar bugünkü Türkiye topraklarıyla ilişkilidir. Özellikle Türkiye’nin şehir ve beldeleri ile ilgili sağlam temellere dayanan yerler vardır.
Bizim milletimiz için vatan kutsaldır. Öyle kutsal kabul edilir ki ; Vatan uğruna şehit ve gazi olunur. Yada onların ardında kimin elinden ne geliyorsa öyle destek olunur. Böyle bir aziz bir milletin asırlar öncesinden Vatanının değerine değer katan maddi ve manevi bazı kutsal beldeleri da Kur’anda anılmaktadır.
1. İstanbul
Kur’an’da geçen “Rûm”, Doğu Roma/Bizans’tır. Bizans’ın merkezi İstanbul olduğu için dolaylı olarak Türkiye ile ilgilidir.
“Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.” Ehl-i kitap olan Bizanslılar, mecusî İranlılar tarafından mağlup edilmişti. Mekke müşrikleri bu sonuca çok sevindiler ve müslümanlara: «Eğer Allah, sizin dediğiniz gibi yegâne galip olsaydı, ehl-i kitaptan olan Bizanslıları üstün getirirdi» gibi şımarıkça sözler söylemeye başladılar. Bunun üzerine Kur’an, bir mucize olarak, gelecekteki bir sonucu haber verdi: 3 ilâ 9 yıl içinde, Bizanslılar İranlılara galebe çalacak ve müminler sevineceklerdi. Nitekim 624 yılında Bizanslılar İran’a girdiler. Bundan başka, aynı yıl müslümanlar Bedir’de önemli zaferler elde ettiler. Müfessirler bu ayetleri Rumların, Bedir’in , İstanbul’un Fethinin ve Çanakkale Zaferi’nin sünnetullah ile habercisi olduğunu yorumlarlar.
Ayet: Sure-i Rum (30/2–5)
Ahmed b. Hanbel, Müsned; Hakim, Müstedrek’te: “Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onun askeri ne güzel askerdir.”buyurmaktadır.
Bu hadis, İstanbul’un fethine işaret eder.
2. Ashab-ı Kehf - Mersin Tarsus
Mağaranın yeri Kur'an’da belirtilmez. Bazı görüşlere göre Mersin ili Tarsus İlçesi yakınlarında olduğu söylenir. “ (Resûlüm)! Yoksa sen, bizim âyetlerimizden Ashâb-ı Kehf ve Ashâb-ı Rakîm'in durumlarını şaşırtıcı mı buldun?
Ayet : Sure-i Kehf (18/9)
Tefsircilere göre «kehf», dağda bulunan genişçe mağara demektir. «Rakîm»in ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varılamamıştır. Ancak şu manalardan birine gelebileceği belirtilmiştir: Mağaranın bulunduğu dağ ya da vâdi; Ashâb-ı Kehf’in isimlerinin yazılı bulunduğu kitâbe. Sahîh-i Buharî’deki bir rivayete göre de Ashâb-ı Rakîm, Ashâb-ı Kehf’in dışında üç kişilik bir topluluktur ki bunlar, yağmurlu bir havada sığındıkları mağaranın girişini büyük bir kayanın tıkaması ile mağarada mahsur kalırlar. Her biri, vaktiyle yapmış olduğu güzel bir davranışı yâdederek kurtuluş niyaz ederler. Onlar dua ettikçe kaya biraz daha açılır ve sonunda kurtulurlar.
Ancak, tercihe şâyan görüş, Rakîm’in, Ashâb-ı Kehf’in isimlerinin yazılı bulunduğu kitâbenin adı olduğudur.
3. Cudi Dağı – Hz. Nuh (AS.)’ın Gemisi - Şırnak Cizre
Cudi Dağı’nın, Şırnak/Cizre bölgesine yakın olduğu kabul edilir. Kur’an da aynen CUDİ buyrulduğu ği dağın adı hala Cudi’dir.
(Nihayet) «Ey yer suyunu yut! Ve ey gök (suyunu) tut!» denildi. Su çekildi; iş bitirildi; (gemi de) Cûdî (dağının) üzerine yerleşti. Ve: «O zalimler topluluğunun canı cehenneme!» denildi.
Ayet: Sure-i Hud (11/44)
4- Şanlıurfa – Balıklıgöl
«Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!» dedik
Ayet: Sure-i Enbiya (21/69)
Allah (CC) ‘nun bu ayette buyruğunun Hz. İbrahim (AS)’ın ateşe atıldığı yer olarak Şanlıurfa da bildiğimiz Balıklıgöl olarak rivayet edilir.
5- Antakya- Habib-i Neccar
Sure-i Yasin 13. Ayette şöyle buyruluyor. “Ve onlara, o karye sahiblerini temsil getir, o dem ki ona o gönderilen Resuller varmıştı”
Kaynaklarda bu Karye/Şehrin Antakya ve O Elçinin Habîb’in Neccâr olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Habib-i Neccar Camisi, Antakya’nın 638 yılında Müslüman Arapların eline geçtiği dönemde inşa edilmiştir. Bugünkü Türkiye sınırları içerisinde inşa edilen ilk cami olduğu kabul edilmektedir. Kurtuluş Caddesi'nde bulunan cami Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalı'nın adını taşımaktadır. Bu olay Kur’an-ı Kerim’de Sure-i Yasin’nde geçmektedir.
6- Burdur- Yelova- Salda Gölü
“Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.” Sure-i Bakara (2/264)
Kur’an ilimlerinden biride Teşbih’ül Kur’an’dır. Bu ayette buyrulan” “صلدا” yani “Salda” kelimesi Kur’an-I Kerim de bir defa zikredilmektedir. Nasa tarafında yapılan AA tarafından servis edilen haberde “ Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Burdur'da yer alan Salda Gölü'nü paylaşarak, gölün içindeki kayaları Mars gezegeninin milyarlarca yıl önceki görüntüsüne benzetti.” Bahsedilmektedir. Bu ayet ilim ve bilim insanlarınca detaylı incelenip analiz edildiğinde görülecek ki : Salda Gölü il Mars gezeneni ayrıca “ وَابِلٌ” “Vabil’ün” Sağanak, yağmur ve göktaşı, gibi anlamları ifade etmektedir. Bu kapsamlı bir çalışma gerektirmektedir. Bu sadece ilmi olarak keşfen yazılmıştır. Nasa ise bilimsel olarak bunu tüm dünyaya duyurmuştur. Bunun yanı sıra Ku’an’ın mucizevi asırlar öncesi haberi yeni keşiflerle duyurulmuştur. Bu Ülkemiz adına çok büyük bir zenginliktir.
Burdur Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü “SALDA BİLİM MERKEZİ” ve Burdur Mehmet Akif Üniversitesi tarafından kurulan “SALDA GÖLÜ BİLİM MERKEZİ” ARGE çalışmaları ve faaliyetleri Ülkemize yerde ve gökte büyük bir iletişim ve bilim alanı oluşturacaktır.















