<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Kayseriilkhaber - SAĞLIK</title>
        <description>Kayseri&#039;nin güvenilir haber kaynağı! İlk Biz Yaparız Haberi ile şehrimizi bilgilendiriyoruz. İlkeli ve hızlı haber için takipte</description>
        <link>https://www.kayseriilkhaber.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 17:33:38 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>İl Sağlık Müdürü Erşan’dan Kayseri Devlet Hastanesi’nde inceleme</title>
                                    <description>Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, inceleme ve değerlendirmelerde bulunmak üzere Kayseri Devlet Hastanesini ziyaret etti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Ziyaret kapsamında Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Ali Çöl, hastanenin işleyişi, sunulan sağlık hizmetleri ve planlanan çalışmalar hakkında İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan’a bilgi verdi. İncelemelerinin ardından acil servisi ziyaret eden Dr. Mehmet Erşan, tedavi gören hastalarla yakından ilgilenerek geçmiş olsun dileklerini iletti.<br />
Hastanede görev yapan sağlık çalışanları ve personelle de bir araya gelen Erşan, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek görevlerinde kolaylıklar diledi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/il-saglik-muduru-ersandan-kayseri-devlet-hastanesinde-inceleme_6a4e3c5438ae2.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/il-saglik-muduru-ersandan-kayseri-devlet-hastanesinde-inceleme/70385</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 15:02:31 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Karpuz, kavun, salatalık ve semizotu vazgeçilmez olmalı&quot;</title>
                                    <description>Uzman Diyetisyen Betül Merd, yaz aylarında besinlerin klima etkisi oluşturamayacağını söyleyerek, &quot;Yüksek suya sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalı&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Yazın doğru besin tercihi ile vücudun sıvı dengesinin korunabileceğini söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd, "Yaz sıcaklarıyla birlikte en sık duyduğumuz sorulardan biri şu; hangi besinler bizi serin tutar? Aslında hiçbir besin klima etkisi oluşturmaz ancak doğru besin seçimleriyle vücudumuzun sıvı dengesini koruyabilir ve sıcak havaları daha rahat geçirebiliriz. Sıcaklık arttığında vücut ısımızı dengelemek için daha fazla terleriz. Terleme ise sadece su değil, aynı zamanda sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybına neden olur. Bu nedenle yaz aylarında beslenmenin temel amacı hem sıvı hem de mineral kayıplarını yerine koymaktır. Yüksek su içeriğine sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Örnek verecek olursak karpuzun yaklaşık yüzde 92'si sudan oluşur. Bu nedenle hem sıvı alımına katkı sağlar hem de serinletici bir alternatif oluşturur. Yoğurt ve ayran da yaz aylarında öne çıkan besinler arasındadır. Özellikle ayran, terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına yardımcı olabilir. Ara öğünlerde meyve ve yoğurdu birlikte tüketmek hem serinletici hem de dengeli bir seçenek olacaktır" dedi.</p>

<p><br />
Merd, kızartılmış ve baharatlı ürünlerin tüketilmesinin yorgun ve bunalmış hissetmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Buna karşılık çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyecekler sindirim sürecinde vücudun daha fazla enerji harcamasına neden olabilir. Bu durum sıcak havalarda kişinin kendini daha yorgun ve bunalmış hissetmesine yol açabilir. Bir diğer önemli nokta ise su tüketimidir. Birçok kişi susamayı bekleyerek su içiyor ancak susuzluk hissi oluştuğunda vücut aslında sıvı kaybetmeye başlamış oluyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketmek gerekir. Günlük en az 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmeli. Yaz aylarında pratik bir öneri vermek gerekirse öğle ve akşam yemeklerinde büyük bir mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketmek hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de sıcakların daha rahat tolere edilmesine yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/karpuz-kavun-salatalik-ve-semizotu-vazgecilmez-olmali_6a4e053253c4f.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/karpuz-kavun-salatalik-ve-semizotu-vazgecilmez-olmali/70369</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:06:17 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş kremi kullanmak riskli değil</title>
                                    <description>Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, hamileleri sıcaklardan koruyacak önerilerde bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Yaz aylarında hamileler sıcağa karşı daha hassas hale geliyor. Hamileliğin ilk üç ayında (12 hafta) anne adaylarının vücudun aşırı ısınmasına neden olan faktörlerden uzak durması önem taşıyor. Aşırı sıcak, anne rahmindeki bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor. Annenin vücudu soğumaya çalışırken, kan damarları daralıyor ve bu da bebeğe giden kan ve besin miktarını azaltabiliyor. Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle anne adaylarının bu dönemi sağlıkla geçirmesi mümkün olabiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, hamileleri sıcaklardan koruyacak önerilerde bulundu.<br />
<br />
Güneş kremi kullanmak riskli değil<br />
Yaz aylarında güneş kremi kullanmak, hamilelik ve emzirme döneminde tavsiye edilir. Güneş kremleri çeşitli bileşenler içerse de, cilt tarafından emilen miktarın minimum düzeyde olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda güneş kremlerinin hamile ve emziren kadınlar için risk oluşturmadığı belirlenmiştir. Eğer cilt hassas veya cilt reaksiyonlarına yatkınsa, bu ciltler için uygun ve hipoalerjenik bir güneş kremi kullanılmalıdır. Uygun güneş kremi için uzmanlardan görüş alınmalıdır.<br />
<br />
Hafif egzersizler sabah yapılmalı<br />
Sıcak günlerde gebelerin hafif egzersizler yapması önerilir. Yapılacak egzersiz türü ve günün hangi saatinde yapılacağı uzman tavsiyesine göre belirlenmelidir. Hamile kadınlar için genel öneri, haftanın mümkünse tüm günlerinde, en az 30 dakika hafif yoğunlukta fiziksel aktivite yapmaktır. Sabahın erken saatlerinde hava serinken egzersiz yapmak, aşırı ısınma riskini azaltmakta ve vücudu rahatlatmaktadır. Vücut ısısını artıracak ağır egzersiz programlarından kaçınılmalıdır.<br />
Genel olarak şu egzersizlerin yapılması tavsiye edilebilir;<br />
"Yüzme veya su aerobiği. Hafif tempolu ürüyüş veya kısa koşular. Bisiklet sürmek. Pilates, yoga, esneme hareketleri veya diğer yer egzersizleri."<br />
<br />
Sıcak çarpmasına dikkat<br />
Isı bitkinliği, vücut sıvı kaybı nedeniyle susuz kalındığında ortaya çıkar. Aşırı fiziksel aktivite veya sıcak bir ortamda bulunmak da ısı bitkinliğine yol açabilir. Müdahale edilmediğinde sıcak çarpması riski artabilir. Bu durum, ani vücut sıcaklığı yükselmesine, kafa karışıklığına ve potansiyel olarak bilinç kaybına neden olabilir.<br />
Isı bitkinliği ise, "Aşırı terleme. Susuzluk hissi. Baş ağrısı. Kas ağrıları ve krampları. Bayılma veya baş dönmesi hissi. Hızlı, zayıf nabız. Soluk ve nemli cilt" belirtileri ile ortaya çıkabilir.<br />
<br />
Vücut ısısını düşüren yöntemler<br />
Özellikle yaz aylarında vücudun aşırı ısınmasını engellemek çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Ancak, vücut ısısını düşürecek yöntemler etkili olabilir. Doğrudan güneş ışınlarından uzak durun ve kapalı alanlarda ya da gölgede vakit geçirin. Günün en sıcak saatlerinde dışarıda olmayın. Yüzünüzü ve vücudunuzu serinletmek için yanınızda spreyli şişeler bulundurun. Başınızın ve boynunuzun etrafına ıslak bezle uygulama yapın. Ayaklarınızı çok soğuk olmayan bir su ile günde 2-3 kere yıkayın ya da ayaklarınızı suda bekletin. Serinlemek için sık sık duş alın. Hafif ve bol kıyafetler giyin. Nem emici kumaşlar tercih edin. Kan dolaşımını desteklemek için düzenli olarak su için. Ekstra koruma için şapka ve güneş gözlüğü tercih edin. UPF korumalı giysiler giymek yararlı olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/gunes-kremi-kullanmak-riskli-degil_6a4caa5c1c408.png</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/gunes-kremi-kullanmak-riskli-degil/70341</link>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 10:25:29 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İlişkilerde fiziksel değil ‘dijital mesafe&#039;</title>
                                    <description>Uzman Psikolog Arzu Hamurcu ekran kullanımından dolayı artık aynı ortamda bile psikolojik bir mesafenin ortaya çıktığını söyleyerek, &quot;Kişinin dikkatini ekrana vermesi phubbing dediğimiz dijital dışlanma kavramını ortaya çıkarıyor&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Dikkatin karşı tarafa verilmemesinin ve mimiklerle bile ifade edilmemesinden kaynaklı beyinde dışlanmışlık hissini uyandırdığını söyleyen Arzu Hamurcu, "Eskiden mesafeyi sadece fiziksel olarak kilometrelerle anlatabiliyorduk ama şu an psikolojik mesafeyi aynı koltukta otururken bile iki uzak insan, iki yabancı insan olarak görebiliyoruz ve tanımlayabiliyoruz. Birbirini duymamak ve birbirini görmemek bu noktada zaten artık bizim için dışlanmışlık hissi veriyor. Tabii ki burada özellikle dijital dışlanmayı yani artık telefonları, ekranı kullanmadığımız tek bir gün bile yok. Burada aslında bizim dijital dışlanma olarak kullandığımız, halk arasında bu şekilde bilinen bu kelime, literatürde de phubbing ile eşleşiyor ve biz burada şunu çok net görüyoruz. Aslında beynin reddedilmeyle verdiği bir tepki oluyor. Yani her zaman için büyük olaylarda reddedilme yaşamaz beyin. Bazen bir göz teması kurmadığınızda, bazen kullanılan cümleye cevap verilmediğinde, bazen mimikler ve jestlerle desteklenmediğinizde de beyin kendini reddedilmiş olarak hissedebilir. Bu noktada işte phubbing dediğimiz dijital dışlanma kavramı ortaya çıkıyor. Yani siz konuşurken partnerinizin ya da yanınızdaki kişinin sizin yerine dikkatini ekrana vermesi. Bu hem çiftler arasında hem aileler arasında artık günümüzde çok sık kullanılan ve bu yüzden çok fazla tartışmaya sebep olan bir gündem maddesi. Bu bazen ekran olabilir, bazen bir oyun olabilir, bazen bir dijital herhangi bir araç olabilir. Burada problem gerçekten telefonda mı? Hayır tabii ki. Telefon bir araç burada. Önemli olan o andaki dikkatin önceliğinin değişmesi" ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Hamurcu, yüzeysel ve uzun bir sohbet yerine derin ama kısa sohbetlerin çok daha faydalı olacağını söyleyerek, "Burada çiftlere aslında biz şunu söylüyoruz. Bu aşamaya gelene kadar ilişkinize ne oldu? Bu aşamada ilişkinin içerisinde bizim kullandığımız ve kullanacağımız çok fazla teknikler oluyor ama çiftlere buradan kısaca tavsiyeler vermek gerekirse gerçekten duyulmak, gerçekten görülmek için kaliteli bir iletişim sağlanması gerekiyor. İletişimin süresi değil ama iletişimin niteliği çok önemli. Beş dakika bile olsa yüz yüze yapılan kaliteli bir iletişim üç saat yüzeysel yapılan iletişimden çok daha besleyici oluyor. Çünkü ilişkiler artık yüzeysellikten değil derinlikten besleniyor. Bu yüzden ‘günün nasıl geçti' sorusundan ziyade ‘Bugün seni üzen ya da sevindiren herhangi bir gelişme oldu mu?' sorusu çok daha detaylı ve çok daha derine indirebilecek sohbetler açıyor. Yüzeysel sorulardan ziyade derin ve partnerinizi merak eden sorular eşliğinde ekranlardan uzak, bir yarım saat geçirmeniz telefonları kenara koyarak, televizyonu kapatarak yemek yerken, kahve içerken ya da herhangi bir sosyal aktivitede bulunurken telefonlardan ve ekrandan uzaklaşıp birbirinizle yaptığınız kaliteli sohbetin daha sonradan ilişkinin ömrüne çok fazla emek katacağını da göreceksiniz" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/iliskilerde-fiziksel-degil-dijital-mesafe_6a4b6fda79632.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/iliskilerde-fiziksel-degil-dijital-mesafe/70323</link>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:04:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigarayı bırakma tedavisine ücretsiz destek!</title>
                                    <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın tensipleriyle Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşa daha ilaç ve tıbbi desteklerin tamamen ücretsiz sağlanacağını bildirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete'de yayımlanan yeni karar kapsamında sigarayı bırakma tedavisine yönelik önemli bir adım atıldığını duyurdu.</p>

<p>Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın tensipleriyle Resmi Gazete'de yayımlanan yeni kararla, sigarayı bırakma tedavisinde 1 milyon vatandaşımıza daha ilaç ve tıbbi destekleri tamamen ücretsiz ulaştıracağız. Sosyal güvencesi olsun ya da olmasın, bu bağımlılıktan kurtulmak isteyen her bir vatandaşımızın sonuna kadar yanındayız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vatandaşlara sigarayı bırakma çağrısında bulunan Memişoğlu, "Gelin, sağlıklı bir gelecek için bugün yeni bir başlangıç yapalım. Sigara Bırakma Polikliniklerimiz ve ALO 171 hattımızla yanınızda olmaya hazırız" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/sigarayi-birakma-tedavisine-ucretsiz-destek_6a490c2a8ba26.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/sigarayi-birakma-tedavisine-ucretsiz-destek/70296</link>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:35:45 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyin kanaması geçiren hasta için havalandı</title>
                                    <description>Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde düşme sonucu beyin kanası geçiren bir hasta, ambulans helikopter ile Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne getirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Edinilen bilgiye göre Pınarbaşı ilçesinde 81 yaşındaki M.A.’nın düşmesi üzerine haber verilmesi ile olay yerine gelen sağlık ekipleri Pınarbaşı Devlet Hastanesi’ne götürdü. Hastanede ilk müdahalesi yapılan M.A., beyin kanaması tanısı konması üzerine ambulans helikopterle alınarak kent merkezine getirildi.</p>

<p><br />
Ambulans helikopterle kente getirilen M.A., pistte bekleyen sağlık ekipleri tarafından ambulansa alınarak ERÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi_6a49077bf25a5.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/beyin-kanamasi-geciren-hasta-icin-havalandi/70288</link>
                <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 16:11:43 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Hastaların evine doktor gidiyor!</title>
                                    <description>Kayseri Devlet Hastanesi&#039;nde Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında uygulanan Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi ile yatağa bağımlı, hastaneye gitmekte güçlük çeken ve özellikle 80 yaş üzerindeki hastalar, görüntülü görüşme aracılığıyla doktor kontrolünden geçebiliyor. Sistem sayesinde hastalar tahlil sonuçlarını öğrenebiliyor, ilaç ve rapor işlemlerini evlerinden çıkmadan tamamlayabiliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Kayseri Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Büşra Nur Sualp, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi'nin Evde Sağlık Hizmetleri'ne kayıtlı hastalar için sunulduğunu belirterek, "Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi; yeni bir sistem diyebiliriz. Yatağa bağımlı ya da o an hastaneye gelemeyecek durumda olan hastalar ve özellikle 80 yaş üstü hastalar için verdiğimiz bir hizmet. Evde Sağlık Sistemi'ne bağlı, hasta listeleri İl Sağlık Müdürlüğü'nden geliyor. İl Sağlık Müdürlüğü hastaları tespit ediyor, hastanemizde de bu hastalardan isteyenlere MHRS'den randevu veriyoruz. Hastalarımıza Sağlık Bakanlığı'ndan gün ve saatinde bir link gidiyor, biz de buradan bilgisayarda hastalarımızla görüşüyoruz. Hastalar talebini iletiyor, ona göre değerlendiriyoruz" dedi.</p>

<p><br />
Uzaktan görüşmeler sırasında birçok işlemin gerçekleştirilebildiğini ifade eden Dr. Sualp, "Rapor düzenleyebiliyor, ilaçlarını yazabiliyor ve kan tetkiklerini isteyebiliyorum. Nöroloji veya dahiliye gibi farklı branşların değerlendirmesi gerektiğinde ise ilgili uzmanlıklardan konsültasyon talep ederek hastanın mümkün olduğunca hastaneye gelmeden işlemlerini tamamlamaya çalışıyoruz" diye konuştu. Vatandaşlardan uygulamaya yönelik olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Dr. Sualp, "Vatandaşlardan geri dönüş çok olumlu. Çünkü hem hastayı görüyoruz, hem şikayetlerini dinliyoruz, hem buraya gelmeden işlemlerini hallediyoruz. Kan tetkiki gibi işlemleri varsa evde sağlık ekiplerini eve yönlendirip tetkiklerini aldırıyoruz. Hastane işlemlerini yapmak üzere hastanın bir yakını hastanın kimliğiyle geliyor, işlemlerini yapıyor. Hasta; evinde konforla işlemlerini hallettirmiş oluyor" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/hastalarin-evine-doktor-gidiyor_6a46474574d25.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/hastalarin-evine-doktor-gidiyor/70247</link>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:07:06 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Keneler gölgeyi seviyor&quot;</title>
                                    <description>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, kenelerin aşırı sıcak nedeniyle açık alanlardan kaçıp daha çok gölgeli ve otluk bölgelerde saklandığını belirterek, &quot;Bir bölgede birkaç kene görülüyorsa, o alanda çok ciddi bir kene popülasyonu olabilir. Bir dişi kene 7 bin ile 10 bin arasında yumurta bırakabiliyor&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" /></p>

<p>Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Çetin, kene popülasyonunun artış gösterdiği ortamlar hakkında açıklamalarda bulundu. Çetin, kenelerin özellikle nemli, serin ve gölgeli alanları tercih ettiğini ifade etti. Kenelerin yumurtadan çıkabilmesi için hava sıcaklığının en az 14-15 derecenin üzerine çıkması gerektiğini belirten Prof. Dr. Çetin, aşırı sıcak havaların ise keneler için risk oluşturduğunu belirterek, "Keneler çok sıcak ortamları sevmez. Aşırı sıcak havalarda kuruma riskiyle karşı karşıya kaldıkları için daha çok gölgelerde, yüksek otların ve bitkilerin altında saklanırlar. Bu nedenle insan ve hayvanlara bulaşma riski bu alanlarda daha yüksektir" dedi. Dişi kenelerin üreme kapasitesine de dikkat çeken Çetin, "Bir dişi kene 7 bin ile 10 bin arasında yumurta bırakabiliyor. Eğer doğal düşmanları olan karıncalar ve kuşlar bu yumurtalara ulaşamazsa, tek bir keneden binlerce yeni kene ortaya çıkabilir. Bu nedenle bir ortamda birkaç kene görülmesi bile o bölgede ciddi bir kene yoğunluğuna işaret eder" diye konuştu.</p>

<p> </p>

<p>"Çok fazla sıcak ortamlarda keneleri görmeyiz"</p>

<p>Kenelerin gölgelerde ve yüksek bitkilerin altında saklandıklarını söyleyen Prof. Dr. Çetin, "Kenenin yumurtadan çıkmış ilk hali ve sıcaklık etkeni önemli. Bununla ilgili önemli bir sıkıntı da kendileri açısından keneler kuruduğu için çok sıcak ortamda da bulunması onlar için hayati bir tehlikedir. Keneler daha fazla gölgelerde ve yüksek bitkilerin altında saklandıklarından oradan hayvana, insana bulaşma riski daha fazla. Sıcak ortamda kuruma risklerinden dolayı çok fazla ortaya çıkmazlar. Yumurtadan çıkmaları için en az hava sıcaklığının 15 derecenin üstüne çıkması gerekiyor, bu da kenelerin hava sirkülasyon açısından önemli. Genelde Kelkit Vadisi civarında en çok vakaları görüyoruz. Buralar Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsünü taşıyan keneler için ideal üreme ortamlarıdır. O nem ve sıcaklık ortamı o bölgelerde kendileri için daha uygun olduğu için kene popülasyonunu daha yüksek görebiliyoruz. Çok fazla sıcak ortamlarda keneleri görmeyiz. Dünyada çok sıcak ortamlarda kene olmaz ve vakada çok fazla değildir. Sivas gibi bölgelerde kenelerin yayılma, çoğalma imkanları daha fazladır. Serin havalarda herhangi bir bitki altını gölgelendiriyorsa onun altında kene olma riski vardır" dedi.</p>

<p> </p>

<p>"Dişi keneler 7 bin ile 10 bin arasında yumurta bırakabilir"</p>

<p>Çetin, bir ortamda birkaç kene görülüyorsa orada çok ciddi bir kene popülasyonu olabileceğini belirterek dişi kenelerinde 7 ile 10 bin arası yumurta bırakabildiğini anlatarak şunları söyledi:</p>

<p>"Kenelerin şöyle bir özelliği vardır. Ortamdaki karbondioksit miktarını algılayıp bir hayvanın ve ya insanın geldiğinin farkına varıyorlar, ikincisi ise insanların veya hayvanların yerde yürümesiyle oluşan titreşimi hisseder ve gelirler. Açık alanda bir etkinlik yapılacağı zaman beyaz ve ya açık renkli örtünün üstüne basıp o alanda titreşim yayarak oraya doğru geldiğini, hatta örtünün içerisine geldiğinin görerek kene popülasyonu yüksek diye daha tedbirli olabilirler. Dişi keneler 7 bin ile 10 bin arasında yumurta bırakabilir. İdeal şartlarda ki kenelerin düşmanı olan karıncalar onların yuvalarını bulursa yumurtalarını götürür ve yerler. Kuşlarda hem yumurtalar hem de keneler için doğal düşmanlardır. Bu tarz durumlar olmazsa bir keneden 10 bine yakın yumurta çıkabilir. Bir ortamda birkaç kene görülüyorsa orada çok ciddi bir kene popülasyonu olabilir."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/keneler-golgeyi-seviyor_6a44d471867bc.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/keneler-golgeyi-seviyor/70213</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:48:52 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ERÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, yeni mezunlarını verdi</title>
                                    <description>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Halil Bayraktar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı mezuniyet töreninde 415 öğrenci mezun oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen mezuniyet törenine, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Poyrazoğlu, Halil Bayraktar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ülfet Çetinkaya ile akademisyenler, öğrenciler ve aileler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törende konuşan ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Hakan Poyrazoğlu, şunları kaydetti; “Mezun olan her öğrencimiz uzun ve zorlu bir eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak sağlık ordusunun yeni bir neferi olmaya hak kazandı. Sevgili meslektaşlarım, kıymetli mesai arkadaşlarım, eğitiminiz boyunca teorik bilgilerinizi uygulamalarla pekiştirdiniz. Hastanelerde, kliniklerde edindiğiniz deneyimler sizleri meslek hayatına hazırladı. Bundan sonraki yolculuğumuzda çalışacağınız her hafta, her aile ve her çalışma arkadaşınız inanın sizlere yeni yeni şeyler öğretecek. Öğrenmeye açık olduğunuz sürece gelişmeye ve topluma değer katmaya devam edeceksiniz. Bugün sizlere düşen en önemli görev bilimin ışığından ayrılmadan insan onuruna sahip her zaman ön planda tutarak görev yapmaktır. Bundan sonra sağlık alanında görev yaparken insan hayatına dokunacağız hep birlikte. Acıları paylaşacağız, umutları büyüteceğiz, çaresizlere çare, dertlilere deva, hastalara şifa vesilesi olacağız hep birlikte. Bu kutsal yürüyüşü yaparken vicdanımız ve merhametimiz bizim yoldaşımız olacak. Okulda öğrendiğimiz bilgi ve becerilerimiz bizim rehberimiz olacak. Sabrımızı ve etik değerlerimizi hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Bundan sonraki meslek yaşantınızda hepinize başarı ve mutluluklar diliyorum.”</p>

<p><br />
Halil Bayraktar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Ülfet Çetinkaya ise törende yaptığı konuşmasında mezun öğrencileri tebrik ederek, “Bugün öğrencilerimizi meslek hayatına uğurlamanın gururunu ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Sevgili mezunlarımız, bugün ülkemizin köklü ve saygın üniversitelerinden biri olan Erciyes Üniversitesi'nin çatısı altında Türkiye'nin önde gelen sağlık hizmetleri meslek yüksekokullarından birinden mezun oluyorsunuz. İnanıyorum ki burada kazandığınız bilgi, beceri, mesleki donanımın değerini sağlık hizmeti sunarken her geçen gün daha iyi anlayacaksınız. Erciyes Üniversitesi mezunu olmanın ayrıcalığını meslek hayatınız boyunca hissedeceksiniz” şeklinde konuştu.<br />
Konuşmalarının ardından dönem birincisi Mediha Kızılkaya mezuniyet kütüğüne plaket çaktı. Tören, mezun öğrencilere diplomalarının verilmesinin ardından sona erdi. </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/07/eru-saglik-hizmetleri-meslek-yuksekokulu-yeni-mezunlarini-verdi_6a44b47f69310.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/eru-saglik-hizmetleri-meslek-yuksekokulu-yeni-mezunlarini-verdi/70203</link>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 09:32:37 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigarayı bırakmak isteyenler bu polikliniklere geliyor</title>
                                    <description>Kayseri Devlet Hastanesi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Büşra Nur Sualp, sigara bağımlılığının temelinde nikotin bağımlılığının bulunduğunu belirterek, sigarayı bırakmanın doğru tedavi ve kararlılıkla mümkün olduğunu söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Sigara bağımlılığı hakkında bilgiler veren Dr. Sualp, nikotinin beyinde haz ve ödül duygusunu oluşturan hormonların salgılanmasını tetiklediğini ifade ederek, "Sigara bağımlılığı aslında içerisindeki nikotin bağımlılığıdır. Nikotin, beyinden hormon salınmasına sebep oluyor. Bu da haz ve ödül duygularının oluşmasına neden oluyor. Kişi de zamanla bu duygulara bağımlılık geliştiriyor" dedi. Sigarayı bırakmak isteyenlere yönelik çeşitli tedavi yöntemleri uygulandığını dile getiren Dr. Sualp, "En başta kişinin kararlılığıyla birlikte yürüttüğümüz motivasyonel görüşmeler, nikotin bantları ve Sağlık Bakanlığımız tarafından karşılanan ilaçlarla birlikte düzenli görüşme ve takip sayesinde sigaradan kurtulmak mümkün" diye konuştu. Kayseri Devlet Hastanesi bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği bulunduğunu hatırlatan Dr. Sualp, Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı birçok merkezde de aynı hizmetin verildiğini söyledi. Vatandaşların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alarak başvuruda bulunabileceklerini belirten Sualp; hastaların yaşına, mevcut hastalıklarına ve bağımlılık düzeylerine göre kişiye özel tedavi planı oluşturduklarını, düzenli kontrollerle sürecin takip edildiğini ifade etti.<br />
<br />
"Talep çok fazla"<br />
Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşların ilgisinin yoğun olduğunu kaydeden Dr. Sualp, polikliniğe hem randevulu hastaların geldiğini hem de bilgi almak isteyen birçok kişinin başvurduğunu belirtti. Sigara bırakma sürecinin zaman ve sabır gerektirdiğine dikkat çeken Sualp, "Bu bir süreç. Kişi zaman zaman zorlanabiliyor, ilacın etkileri olabiliyor. Elimizde sihirli bir değnek yok. En önemli faktör kişinin kararlılığıdır. Tedavi planına sadık kalınması ve sosyal çevrenin de buna göre düzenlenmesiyle sigarayı bırakmak çok mümkün. Önemli olan kişinin karar verip bize gelmesidir, sonrasında biz süreci birlikte yönetiyoruz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor_6a3fb5740c23c.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/sigarayi-birakmak-isteyenler-bu-polikliniklere-geliyor/70125</link>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 14:34:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>SGK Borçlarında Yeni Dönem: Tecil Süresi 72 Aya Çıkarıldı</title>
                                    <description>Kayseri Sosyal Güvenlik İl Müdürü Mustafa Türkoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayımlanan 2026/15 sayılı genelge ile işverenler ve sigortalılar için borçların yapılandırılması ve ödenmesine yönelik önemli kolaylıklar getirildiğini açıkladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Türkoğlu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında yapılan düzenlemelerle SGK’ya olan borçların daha uygun şartlarda tecil ve taksitlendirilebileceğini belirtti.</p>

<p><br />
Yeni düzenlemeye göre daha önce azami 36 ay olarak uygulanan tecil süresi 72 aya kadar uzatıldı. Ayrıca teminat aranmaksızın tecil ve taksitlendirme yapılabilecek borç tutarı 10 milyon TL’ye yükseltildi. Böylece daha fazla işveren ve sigortalının bu imkândan yararlanmasının önü açıldı.</p>

<p><br />
Genelge kapsamında tecil ve taksitlendirme işlemlerinde peşinat ödeme şartı aranmayacak. Tecil talebi uygun bulunan borçluların ilk taksitlerini en geç 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ödemeleri gerekirken, başvurular da aynı tarihe kadar Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ve Sosyal Güvenlik Merkezlerine yapılabilecek.</p>

<p><br />
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kayseri SGK İl Müdürü Mustafa Türkoğlu, “Tecil süresinin 72 aya çıkarılması, teminatsız tecil limitinin 10 milyon TL’ye yükseltilmesi ve peşinat şartının kaldırılması işverenlerimiz açısından önemli avantajlar sağlamaktadır. Bu düzenlemeler hem işverenlerimizin mali yüklerini hafifletecek hem de ekonomik faaliyetlerin ve istihdamın sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaktır. Borçlarını tecil ve taksitlendirmek isteyen işveren ve sigortalılarımızın başvurularını son güne bırakmadan yapmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.</p>

<p><br />
Türkoğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak vatandaşlara ve işverenlere rehberlik etmeyi sürdüreceklerini belirterek, detaylı bilgi almak isteyenlerin Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ve Sosyal Güvenlik Merkezlerine başvurabileceklerini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/sgk-borclarinda-yeni-donem-tecil-suresi-72-aya-cikarildi_6a3a4167b10f7.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/sgk-borclarinda-yeni-donem-tecil-suresi-72-aya-cikarildi/70026</link>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:18:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kayseri Devlet Hastanesi&#039;nde eş zamanlı tatbikat</title>
                                    <description>Kayseri Devlet Hastanesi 2026 yılı Hastane Afet ve Acil Durum Planı (HAP) kapsamında; Emel-Mehmet Tarman Kadın Doğum ve Çocuk Kliniği ile AMATEM Kliniği’nde eş zamanlı olarak masabaşı, saha yangın ve pembe kod tatbikatı gerçekleştirildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Tatbikat; muhtemel yangın ve acil durumlara karşı hazırlık düzeyinin artırılması, kurum içi koordinasyonun güçlendirilmesi ve müdahale süreçlerinin etkinliğinin test edilmesi amacıyla planlandı. Senaryo gereği hasta tahliyesi, birimlerin güvenli şekilde boşaltılması ve acil müdahale süreçleri uygulamalı olarak icra edildi. Tatbikata Kayseri Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ve Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri de katılırken, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon başarıyla yürütüldü.</p>

<p><br />
Gerçekleştirilen tatbikat sonucunda, acil durumlara müdahale kapasitesi değerlendirildi. Hastaneye bağlı kliniklerde görev yapan personelin afet ve acil durumlara hazırlık düzeyinin artırılması hedeflendi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/kayseri-devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat_6a33fa8a422e2.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/kayseri-devlet-hastanesinde-es-zamanli-tatbikat/69915</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:02:53 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aynı aileden 10 kişi hastanelik oldu!</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Kamil Deveci, bu yıl artan yağışlarla birlikte mantar zehirlenmesi vakalarında ciddi yükseliş yaşandığını belirterek, aynı aileden 10 kişinin zehirlendiği bir vakayla karşılaştıklarını, iki hastanın ise Karaciğer Nakil Merkezi&#039;ne sevk edildiğini açıkladı. Deveci, doğadan toplanan mantarların ölümcül sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Şehir Hastanesi İç Hastalıkları ve Yoğun Bakım Uzmanı Dr. Kamil Deveci, mantar zehirlenmeleriyle ilgili değerlendirmede bulundu. Deveci, “Yoğun bakım hizmetleri, sağlık hizmetlerinin üst basamağını içermekte olup birçok hastayı tedavi etmekteyiz. Ancak bu hastalıklar içerisinde önlenebilenler olmaktadır. Bu önlenebilen hastalıklar çoğunlukla genç ve erişkin hastalarda meydana gelmektedir. Bu hastalıklardan en önemlilerinden bir tanesi de mantar zehirlenmeleridir” dedi.</p>

<p><br />
Deveci, yağışlarla birlikte vakaların arttığını belirterek, “Bu sene yaz aylarının gecikmesi, yağmurların artışıyla birlikte doğada mantar toplayıcılığı ve mantar avcılığı sıklığı artmıştır. Dolayısıyla zehirlenmelerle daha fazla karşılaştık. Mantar zehirlenmeleri çok önemli bir sağlık problemi içeriyor. Bu zehirlenmelerin en önemli etkilediği organlardan bir tanesi karaciğer ve böbrekler. Bunların yetmezliğinde hayati risk ortaya çıkabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Mantarların dış görünüşüne güvenilmemesi gerektiğini vurgulayan Deveci, “Mantarların şeklinde veya bir önceki sezonun sağlıklı olup olmamasından, yenilip zarar görülmemesinden bu sene zararlı olmayacağı anlamı çıkmaz. Mantar şekillerinden özellikle ince uzun saplı olanlardan uzak durulmalıdır” diye konuştu.</p>

<p><br />
Türkiye’deki mantar çeşitliliğine dikkat çeken Deveci, “Türkiye'de 5 bine yakın mantar tanımlanmıştır. Bunlardan 100 tanesi orta ağırlıkta zehirlenmelere neden olabilmektedir. 10 tanesi ise hayati zehirlenmelere neden olmaktadır” dedi.<br />
Ölümcül türü anlatan Deveci, “Bu 10 mantardan bir tanesi amanita phalloides diye isimlendirilen mantar Türkiye'ye çok güzel çevrilmiştir. Köygöçüren mantardır. Bir tanesi bile hayati risk içerebilecek zehirlenme yapabilmektedir. Bu nedenle bu mantarların toplanmasından, yenilmesinden uzak durulmasını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.<br />
Zehirlenme evrelerini anlatan Deveci, “Mantar zehirlenmelerinin 3 fazı var. Birinci faz semptomsuz faz dediğimiz 6-8 saat sürebilmektedir. İkinci faz da bulantı, kusma, karın ağrısı gibi şikayetleri görülebilmektedir. Üçüncü fazda ise karaciğer yetmezlikleri, böbrek yetmezlikleri görülebilmektedir” dedi.</p>

<p><br />
Ciddi sürece dikkat çeken Deveci, “Bu karaciğer ve böbrek yetmezliklerinin gelişmesi 1,5-2 günü bulabilmektedir. Bu faza gelene kadar iç işten geçmiş olabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Yaşanan vakayı aktaran Deveci, “Hatta yakın zamanda 10 kişilik bir aileden onunla zehirlendiğini iki hastamızı da Karaciğer Nakil Merkezi'ne yönlendirmek zorunda kaldık. Ciddi bir zehirlenme vakasıyla karşı karşıya kaldık” dedi.<br />
Belirtilere dikkat çeken Deveci, “Şöyle oluyor; insanlar kendilerini mantarı bildiğini zannederek daha fazla topladığı için oldu bu. Bilen bilmeyen herkes bundan topladı. Ancak öneri olarak kültür mantarlarının yenilmesini daha çok tavsiye ediyoruz. Mantar zehirlenmesinden şüphelenilmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/ayni-aileden-10-kisi-hastanelik-oldu_6a33ca56a4de1.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/ayni-aileden-10-kisi-hastanelik-oldu/69907</link>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 13:36:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından kene tutunmasında &#039;10 gün&#039; uyarısı</title>
                                    <description>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyleyerek, &quot;Kene tutunmasında 10 günlük süreçteki semptomları iyi takip etmek gerekiyor&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Isınan havalarda açık alanların kene tutunması için risk oluşturduğunu söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Yaz mevsiminin gelmesiyle kırsal alanlara geçişler, tarlada, bahçede çalışmalar ve piknikler tabi ki kene tutunması için risk oluşturuyor. Hayvancılıkla uğraşlar yine kene tutunması için risk oluşturuyor. Öncelikle kenelerin yoğun görüldüğü alanlarda mümkünse alana geçmemek, gitmemek ya da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi vakaların çok olduğu alanlarda, kenelerin çok olduğu alanlarda mümkünse uzak durmak. Ama bunu yapmak her zaman mümkün değil. Böyle alanlara geçeceğimiz zaman mümkün olduğunca açık renkli giysiler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine konması, gömleklerin yine pantolonun içine konması gibi basit önlemler çok önemli ve ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu seyahatten ya da piknikten ya da kırsal alandan dönüşten sonra üzerimizin özellikle bacak arkalarının, koltuk altlarının başta olmak üzere yine kulak arkası, saçlı deri gibi alanlar mutlaka tüm vücut elle taranarak bir kene tutunmasının olup olmadığı tespit edilmesi lazım. Kenede en önemli şey mümkün olan en kısa sürede keneyi çıkartmamız lazım. Bunun için erken tespit etmek, bir an önce önlem almamız için gerekli" dedi.<br />
"10 günlük süreç önemli"<br />
Prof. Dr. Ersoy, 10 gün içerisinde meydana gelecek semptomların çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kene tutunması olmuşsa ne yapacağız? Hızlı çıkartmak dedim, bir an önce elimizde bir cımbız varsa ya da bazen bir bez ya da poşetle bile olabilir, deriye en yakın yerden keneyi tutup çıkarmamız lazım. Eldivensiz keneye dokunmak, keneyi patlatmak, kenenin ortasından tutup çıkarmak ya da kenenin üstüne kimyasal bir şey sürmek kesinlikle zararlı. Bunları yapmayacağız. Eğer keneyi çıkaramamışsak en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin çıkarılmasını sağlayacağız. Peki her kene enfekte mi? Her kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi taşımıyor. Dolayısıyla semptomlar var mı bakılır. Kurumlar, sağlık kuruluşu zaten gerekli önlemleri alır. Biz ne bileceğiz? 10 gün içerisinde ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomlara karşı kanama bulgusuna karşı uyanık olacağız. Böyle bir bulgu olduğunda derhal hekime başvurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi_6a32858d75c60.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi/69880</link>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:29:28 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar ve yaşlılar risk altında</title>
                                    <description>İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, yaz aylarında etkisini artırması beklenen aşırı sıcakların özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu belirterek vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyardı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Aşırı sıcakların yalnızca yorgunluk hissine neden olmadığını vurgulayan Sezgin, "Bu dönemde özellikle üst ve alt solunum yolu hastalıkları tetiklenebilir. Kronik hastalarımız ve bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocuklarımız için El Nino sıcakları ciddi bir risk faktörüdür. Güneşin etkisinin en yoğun olduğu saatlerde hayati riskler yaşanabilmektedir. Günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalıdır" dedi.<br />
<br />
"Açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli"<br />
Sıcak havalarda alınması gereken önlemlere değinen Sezgin, güneş ışınlarını yansıtan, hava geçiren açık renkli ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Sentetik kumaşlardan kaçınılmasını öneren Sezgin, dışarı çıkılması gereken durumlarda geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanımının önem taşıdığını belirtti. Çocukların aşırı kalın giydirilmemesi ve terlemelerinin önlenmesinin de sıcak çarpmasına karşı koruyucu olduğunu kaydetti.<br />
<br />
"Susamayı beklemeden su tüketin"<br />
Yaşlı bireylerde susuzluk hissinin azalabileceğine dikkat çeken Sezgin, "Yaşlılarımız susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketmelidir. Beslenmede ağır, yağlı ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durulmalı, meyve, sebze, ayran ve soğuk çorbalar gibi ferahlatıcı gıdalar tercih edilmelidir. Günün en sıcak saatlerinde klimalı veya iyi havalandırılan serin alanlarda bulunulmalı, ılık duş alınarak vücut ısısı dengelenmelidir" diye konuştu.<br />
Park halindeki araçların çok kısa sürede aşırı ısındığını da hatırlatan Sezgin, çocuklar ve yaşlıların hiçbir şartta araç içerisinde yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
Sıcak çarpmasına karşı uyardı<br />
Sıcak çarpmasının baş dönmesi, mide bulantısı ve yoğun halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Sezgin, "Bu durumda kişi hemen serin ve gölge bir alana alınmalı, üzerindeki fazla giysiler çıkarılmalı ve ılık suyla vücudu serinletilmelidir. Ardından vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/cocuklar-ve-yaslilar-risk-altinda_6a2bab962640f.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/cocuklar-ve-yaslilar-risk-altinda/69763</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:47:56 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sınav stresi sevgisizlik kaygısına sebep oluyor</title>
                                    <description>Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, yaklaşan Liselere Geçiş Sınavı (LGS) öncesinde velilere ve öğrencilere uyarılarda bulunarak, &quot;Sınavda başarısız olma korkusu çocuklarda aile sevgisini kaybedecekleri düşüncesini oluşturuyor&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, öğrencilerde sınav stresinden çok sınav sonunda başarısız olma ve ailesinin sevgisini kaybetme kaygısının görüldüğünü söyleyerek, "Yaklaşan sınav dönemiyle birlikte aslında hem ailelerde hem de çocuklarda yüksek kaygı görüyoruz. Ancak burada çocukların kaygısını konuşacak olursak, burada baktığımız ilk aşamada çocukların sınavdan çok sınav sonucuna duydukları kaygıyı görüyoruz. Yani sınavda ya başarısız olursam korkusuyla çocukların yüksek bir kaygı yaşadığını ve başarısız olduğu takdirde ailesindeki sevgiyi kaybedeceğini düşündüğü bir stres altında olduklarını görüyoruz. Yani çocuklar sınav sonucuna odaklanıyor. Burada da iğneyi ve çuvaldızı aslında kendimize batırarak, sevgili ailelere tavsiyeler vermek noktasındayız. Çünkü aileler olarak bizler de çocuklarımızı sınav sonucuna hazırlıyor olabiliriz. Verilen emeğe değil, sonucundaki geri bildirime bakarak yorum yapıyoruz. 'Bugün kaç net yaptın?', 'Sınavın nasıl geçti?', 'Hangi konularda zorlandın?' gibi sorular sorarak çocuğa motivasyon verdiğimizi sansak da çocuklar üzerinde bunlar baskı oluşturuyor. O gün çocuğumuza nasıl hissettiğini, ne kadar emek verdiğini ve emeğe dayalı bir geri bildirim verdiğimizi altını çizelim. O gün yapmamız gereken şey, başarısız olunca yaşayacağı hayal kırıklığından ziyade başarısız olsa da olmasa da, sınavı iyi geçse de geçmese de 'bu sınavın varlığı senin sevgini azaltmayacak' temalarıyla çocuğumuza yaklaşmak. Çocuğumuzun karakterini ortaya çıkarmak, sınav sonucundaki performansı değil. O yüzden önce sınava girecek gençlere yönelik konuşacak olursak; öncelikle siz tamamen sonuç odaklı bir sınav sisteminden ziyade bildiklerinize güvenerek, artık bildikleriniz üzerinde tekrarlar yapmaya başladığınız bir dönem diliyorum. Çünkü şu aşamadan itibaren artık eksiklerinize odaklandığınızda çok az kalan bu zamanda daha da çok kaygı ve stresle yükleneceksiniz. O yüzden şu ana kadar yapmış olduğunuz ve vermiş olduğunuz emeğe özen gösterin ve bildiklerinize odaklanın. Uyku düzeninizi, yeme düzeninizi ve kendi fiziksel sağlığınızı ihmal etmeyecek, rutinlerinizi kaçırmamaya özen gösterin" dedi.<br />
Ailelerin çocukların çalışma ortamını desteklemesi gerektiğini söyleyen Hamurcu, "Yine aynı şekilde ailelere tavsiyeler verecek olursak da 'Kaç net yaptın?' yerine 'Nasıl hissediyorsun?' deyin. Çalışma düzeninden ziyade çalışma ortamını destekleyebilirsiniz. Bununla beraber kendi kaygınızı lütfen çocuğunuzun üzerindeki kaygıya yönlendirmeyin. 'Hayatının dönüm noktası bu, senin hayatında çok önemli bir aşama' gibi cümleler çocuğun üzerinde baskı oluşturacaktır. Buradan sevgili gençlere de diyorum ki; tabii ki de bu hayatınızda çok önemli bir nokta ama en önemli nokta değil. Bu sadece hayatınızdaki önemli duraklardan birisi. O yüzden sınav sonucunda oluşacak, karakteriniz, sizin varlığınız değil, sadece sınavla oluşan bir performansınız olacak. Bu yüzden aslında biz motivasyon vermeye çalışırken baskı kurduğumuzu fark edelim. Sevgili gençler, kendi üzerinizdeki baskıyı da motivasyona çevirelim. Elimizden geldiğince zaten çalıştık. Bundan sonrasında artık yaptığımız ve çalıştığımıza güvenerek sınava rahatlıkla girmeye özen gösterelim. Sonuç odaklı değil emek odaklı geri bildirimlere de güvenelim" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/sinav-stresi-sevgisizlik-kaygisina-sebep-oluyor_6a2941f8e69b6.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/sinav-stresi-sevgisizlik-kaygisina-sebep-oluyor/69717</link>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:52:55 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;Bizi dünyada diğer milletlerden ayrı kılan bir şey varsa o da ailedir&quot;</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi’nde hayata geçirilen Aileler İçin Sosyal Uyum ve Destek Ekosistemi (ASUDE) projesi kapsamında kurulan Aile Okulu’nun tanıtımı düzenlenen törenle yapıldı. Programa katılan Vali Gökmen Çiçek, “Aile bu milletin olmazsa olmazı. Bizi biz yapan, bizi devlet yapan, millet yapan, dünyada diğer milletlerden ayrı kılan bir şey varsa o da ailedir. Aileye her yerde her koşulda destek vermemiz gerekiyor” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri Şehir Hastanesi’nde düzenlenen programa, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, Kayseri Aile Platformu Başkanı Ahmet Avanlıer, Kayseri Makine Mühendisleri Odası Başkanı Süleyman Varol, sağlık personeli, hastanede tedavi gören vatandaşlar ve yakınları katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, “Kayseri Şehir Hastanesi, Kayseri ve civarına hizmet veren bölgenin en büyük ve en gelişmiş sağlık tesislerinden birisi. Bu güzide kurumda 2025 yılında 4 milyon 660 bin muayene ve 115 bin ameliyat gerçekleştirdik. Modern tıbbın tüm imkanlarını vatandaşlarımızın hizmetine sunan hastanemizde sağlık hizmetini sadece klinik tedavilerle sınırlandırmıyoruz. Bugün tanıtımını gerçekleştirdiğimiz ASUDE Aile Okulu Projesi sağlık vizyonunun bir parçasıdır. Fikir aşaması tamamen bize ait olan ASUDE Aile Okulu Projesi’nde uygulama aşamasında hastanemizdeki sağlık profesyonellerimizin gönüllü esaslı emeğinin yanında saygıdeğer paydaşlarımızın katkıları sonrasında Türkiye’deki Şehir Hastaneleri içinde ilk ve özgün bir model ortaya konulmuştur” diye konuştu.<br />
AİLE PLATFORMU BAŞKANI AVANLIER: HAKİKATİ HATIRLATMAK İÇİN BURADAYIZ<br />
Kayseri Aile Platformu Başkanı Ahmet Avanlıer ise, “Burada yalnızca bir projeyi tanıtmak için değil, aslında çok önemli bir hakikati hatırlatmak için buradayız. Çünkü hastalık sadece hastanın değil, onunla birlikte ailesinin, annelerin, babaların, eşlerin birlikte paylaştığı bir ortamdır. Çoğu zaman görülmeyen bu fedakarlık en az tedavi kadar kıymetlidir. İşte ASUDE bu görünmeyen kahramanlara uzanan şefkat elinin bir ürünüdür” ifadelerini kullandı.<br />
SAĞLIK MÜDÜRÜ ERŞAN: ŞEHİR HASTANESİ MEDARIİFTİHARIMIZ<br />
İl Sağlık Müdürü Mehmet Erşan ise, “Burası bir sağlık bölgesi. Türkiye’de belli bölgeler güçlü kılınarak bölge olarak nitelendirilmiş ve hem insan kaynakları hem de teknoloji altyapısı açısından diğer şehirlere de hizmet veren bir alan olmuş. Kayseri’de bu geleneğe sahip bir bölge durumunda. Şehir Hastanesi bu konuda şehrimizin medarıiftiharı. Şehrin sağlık hizmet yükünün neredeyse yarısını karşılayan bir hastane. Arkadaşlarımız çok yoğun emeklerle hizmet veriyor. Hepsine minnettarım” dedi.<br />
AK PARTİ’Lİ ÇOPUROĞLU: MEMLEKETİMİZDE BU TUTKUNLUK YAYGIN<br />
AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu ise, “Biraz önce Havva hocamla konuşurken şöyle bir şey ifade etti. Bazen hasta yakınları hastadan daha çok hasta oldukları halde hastaya bakmaya devam ediyorlar. Eminim sizlerde bunlara şahitlik ediyorsunuz. Memleketimizdeki bu tutkunluk, hastaya Allah rızası için bakmak yaygın. Her ne kadar Batı’da bu kadar yaygın olmasa da , Batı’nın bizden örnek alacağı işlerin başında bu gelse gerek. Burada orijinal bir şeye imza atılmış. Emeği geçenlere teşekkür etmek istiyorum” şeklinde konuştu.<br />
VALİ ÇİÇEK: BİZİ BİZ YAPAN AİLEDİR<br />
Vali Gökmen Çiçek de, “Çok kıymetli bir projeden bahsediyoruz. Bende gerçekten çok mutlu oldum. Öncelikle Cumhurbaşkanımızın Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu, aile kapsamında biz kamu görevlilerine çok büyük bir sorumluluk yükledi. Her birimizin bu manada görevleri ve sorumlulukları olması gerektiğini düşünüyorum. Aile bu milletin olmazsa olmazı. Bizi biz yapan, bizi devlet yapan, millet yapan dünyada diğer milletlerden ayrı kılan bir şey varsa o da ailedir. Aileye her yerde her koşulda destek vermemiz gerekiyor” dedi.<br />
“BÜTÜN HER YERDE AİLE İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR YAPMALIYIZ” <br />
Sözlerini sürdüren Çiçek, şöyle konuştu: “Bazen bazı dramlar, yaşanan bazı felaketler bilgi notu şeklinde tarafıma gönderiliyor. Açıp baktığımda çok acı olayların hep arkasında ailede büyük bir kırılmalar olduğu, bir hayal kırıklığının yaşandığı ve inanılmaz bir yalnızlık hissinin oluştuğunu görüyorum. Kalabalıklar içerisinde özellikle sosyal medyanın çok artmasıyla beraber yapayalnız kaldığını hisseden insan, aile bağları güçsüzleştikçe bambaşka savrulmalar yaşıyor. Bütün her yerde aile ile ilgili çalışmalar yapmak durumundayız. Çünkü toplumsal birlikteliğimizin yegane simgesi ailedir.”        <br />
Yapılan konuşmaların ardından ASUDE Projesi kapsamında kurulan Aile Okulu’na katılanlara sertifikaları verildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/bizi-dunyada-diger-milletlerden-ayri-kilan-bir-sey-varsa-o-da-ailedir_6a27e4b929a28.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/bizi-dunyada-diger-milletlerden-ayri-kilan-bir-sey-varsa-o-da-ailedir/69691</link>
                <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 12:08:36 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>&quot;El yıkamada teknik çok önemli&quot;</title>
                                    <description>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, el hijyeninin ve yıkama tekniğinin hastalıklar açısından etkili olduğunu söyleyerek; &quot;Ellerimizi gözle görünür şekilde kirlendiği her durumda sabunla yıkamalıyız&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />Sosyal alanlarda birçok hastalığın eller yoluyla bulaştığını söyleyen Prof. Dr. Yasemin Ersoy; "Ellerimiz çevreyle, diğer insanlarla, hayvanlarla, toprakla, kirli alanla, birçok noktayla temas halinde olduğumuz ve birçok bakteri, virüs, bazen parazit, mantarı kolayca alıp enfeksiyonlara yakalanma riskimiz olan aletlerimiz diyelim. Ellerimizi bir alet olarak düşünürsek hem kendimizle hem de çevreyle yakın bir temas içerisindeyiz. El hijyeni, ellerimizin yıkanması, sağlık kuruluşlarında ise hem ellerin yıkanması hem de alkolle el ovalamayı içerir. Sosyal alanlarda, dış çevrede yaz ile birlikte biraz daha dışarı çıkışların artması ile beraber dizanteri form, ishal tarzı, gastroenterit tarzı vakaların artması söz konusu olabilir. Yine bazı üst solunum yolu ya da solunum yolu enfeksiyonları; tifo gibi, grip gibi birçok hastalığın eller yoluyla da bulaştığını biliyoruz. Bu dokunduğumuz yüzeylerden ellerimizin kirlenmesiyle ya da başka insanlardan temasla aldığımız bakterileri elimize yüzümüze, gözümüze sürmemizle, bazen gıdalara temasla enfeksiyonlara yakalanmamız söz konusu olabilir. Ne zaman el hijyeni sağlayacağız? Yani ellerimizi ne zaman su ve sabunla yıkayacağız diye sorarsanız; mutlaka tuvaletten sonra, gıdaların hazırlanmasından önce, yemek yemeden önce, dışarıdan içeri geldikten sonra, ellerimiz gözle görülür kirlendiği her durumda; hayvanlarla temastan sonra, toprakla, çevresel yüzeylerle temastan sonra, alt bezi değişiminden sonra ellerimizi su ve sabunla yıkamamız lazım" dedi.<br />
<br />
"El yıkamada teknik çok önemli"<br />
Ersoy, eller yıkanırken sürenin ve tekniğin çok önemli olduğunu belirterek; "Ellerimizi yıkarken teknik, yine süre önemli. Çoğunlukla 20 ila 30 saniye kadar sıvı sabunu elimize alıp ovalamamız, bol suyla durulamamız sonrasında eğer toplu bir alanda yaşıyorsak, örneğin lokantada, toplu bir alanda, alışveriş merkezleri gibi buralarda ellerimizi kuruladığımız kağıt havluyla musluk başını kapatmamız daha doğru olacaktır. Çünkü tekrar ellerimizin kirlenmesi riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Burada teknik önemli; baş parmaklar, parmak araları, parmak uçlarımız, tüm el yüzeyinin ovalanarak sabunlanması gerekli. El hijyeni sosyal hayatımızda her geçen gün daha kritik öneme sahip olduğunu görmekteyiz. Aslında hijyen kavramının gelişmesi insanlarda yaşam süresini uzatmıştır" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/el-yikamada-teknik-cok-onemli_6a2158fd1e170.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/el-yikamada-teknik-cok-onemli/69595</link>
                <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:51:48 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ERÜ Hastaneleri’nde &quot;ücretsiz ben muayenesi&quot; aktivitesi yapıldı</title>
                                    <description>Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından dermatoloji polikliniğinde ücretsiz ben muayenesi etkinliği düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><meta charset="UTF-8" />ERÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Borlu yaptığı açıklamada; Cilt kanseri dünyada ve ülkemizde sık görülen kanser türlerinden biridir, erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksek olan hastalıklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle toplumda farkındalığın artırılması, erken tanının teşvik edilmesi ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapılması büyük önem arz etmektedir" dedi.<br />
Prof. Dr. Murat Borlu, "Euromelanoma her yıl tüm Avrupa ülkeleri ile birlikte ülkemizde düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. Deri kanserleri ile ilgili farkındalığın artması amacıyla bilgilendirme etkinlikleri ve ücretsiz ben tarama aktiviteleri düzenlenmektedir. Bu kapsamda, Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında 20 yılı aşkın süreden beri vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz ben tarama aktivitesi yapmaktayız" şeklinde konuştu.</p>

<p>"Ailesinde deri kanseri hikâyesi olan, çok sayıda beni olanlar ile şüpheli benleri olan hastalar dermatoloji uzmanına başvurmalı"<br />
Prof. Dr. Murat Borlu, "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir. Ailesinde deri kanseri hikâyesi olan, çok sayıda beni olan, şüpheli benleri olan ve çeşitli nedenlerle vücut direnci düşük olan hastaların benlerini yılda bir kez dermatoloji uzmanına başvurarak kontrol ettirmeleri son derece önemlidir" ifadelerini kullandı.<br />
Yeni ben oluşumu, bende meydana gelen renk ve şekil değişikliği gibi durumların mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Borlu, "Euromelanom kapsamında yılda bir kez yapılan ücretsiz ben tarama etkinliği ile deri kanserlerini erken dönemde tanıyıp tedavi etmek mümkün olacaktır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/06/eru-hastanelerinde-ucretsiz-ben-muayenesi-aktivitesi-yapildi_6a201f8feb165.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/eru-hastanelerinde-ucretsiz-ben-muayenesi-aktivitesi-yapildi/69576</link>
                <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 15:35:30 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır</title>
                                    <description>Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Mertsoylu Aydın, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır. Son yapılan çalışmalarda elektronik sigaraların daha hızlı bir şekilde kanser yapıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p> </p>

<p>Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Münevver Mertsoylu Aydın, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Tütün kontrolü hakkında bilgi veren Aydın, “Tütün kontrolünün temel amacı, tütün ürünlerinin sağlık kayıplarına neden olmasını engellemektir. 2 yıldır Dünya Sağlık Örgütü tütün ve nikotin bağımlılığına karşı mücadele çağrısı vermektedir. Çünkü tütün ve nikotin endüstrisi özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef almaktadır. Tüm dünyada yapılan düzenli kontrollerle ve ülkemizde özellikle pandemi öncesi tütün kontrol yasaklarıyla klasik sigaralarda satışlar çok azalmıştır. Ancak endüstri çok hızlı. Ülkemizde yasak olmasına rağmen elektronik sigaraların zarar azaltıcı etkisi var, üçüncü el yetkisi yok, dumanı yok diye sosyal platformlar üzerinden hızlıca girmiş ve gençlerimizi hedef almıştır. Gençlerimizin çantasında bunlar birer kalem, ruj veya rimel gibi taşınmakta ve büyük tehlike yaratmaktadır. Çünkü elektronik sigaralar bir sigara bırakma yöntemi değildir. Aksine elektronik sigaralar, sigarayı daha fazla içme yöntemidir. Bu nedenle ailelere sürekli dikkatli olmaları gerektiğini söylüyoruz” diye konuştu.<br />
“ELEKTRONİK SİGARALARDA BİRER DUMAN KAYNAĞIDIR”<br />
Tütünsüz Dünya Günü’nde elektronik sigaraların gerçek birer duman olduğunu kabul etmemiz gerektiğini belirten Aydın, “Elektronik sigaralardaki tehlike normal sigaradan 30 kat daha fazladır. Endüstri, kaybettiği hedef kitleyi elektronik sigaralarla kazanmaya çalışmakta ve gençlerimizi hedef almaktadır. Eğer ülkemizde yakında elektronik sigaralar yasalaşırsa, çok ciddi bir halk sağlığı sorunuyla karşı karşıya kalabiliriz. Son yapılan çalışmalarda elektronik sigaraların daha hızlı bir şekilde kanser yapıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca gençlerde, kronik sigarada olmayan elektronik sigaradan dolayı akut etkisiyle yoğun bakımlara giren bir akciğer hastalığı ortaya çıkmıştır ve ölümcül seyretmektedir” dedi.<br />
“GENETİK ZARARLAR VERİYOR”<br />
Sözlerini sürdüren Aydın, “Elektronik sigaralar, normal sigara gibi ortama kimyasal maddeler vermekte ve bu kimyasal maddeleri içmeyen kişiler de solumaktadır. Bu maddeler kanserojen olduğu için genetik zararlar vermekte ve bu zarar nesiller boyu aktarılmaktadır. Yani ‘ben sigara içtim, bana bir şey olmadı, kanser olmadım’ diyen bazı kişiler de kendi torunlarında bile değişik kanser hikayeleri, genetik bozuklukların ortaya çıkacağı bilimsel araştırmalarla gösterilmiştir. Dünya Tütünsüz Günü’nde lütfen gençlerimizi uyaralım. Dumansız dedikleri elektronik sigaranın görünmeyen duman saldığına hep birlikte inanalım ve tütün kontrol çalışmalarına tüm ülke olarak sahip çıkalım” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.kayseriilkhaber.com/media/2026/05/elektronik-sigaralardaki-tehlike-normal-sigaradan-30-kat-daha-fazladir_6a1c5276730ec.jpg</image>
                                <category>SAĞLIK</category>
                <author>Kayseri İlk Haber</author>
                <link>https://www.kayseriilkhaber.com/elektronik-sigaralardaki-tehlike-normal-sigaradan-30-kat-daha-fazladir/69500</link>
                <pubDate>Sun, 31 May 2026 18:22:37 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
